112"Hani havariler demişlerdi ki: "- Ey Meryem oğlu îsa, Rabb'ın bize gökten bir sofra (mâide) indirebilir mi?" O da şöyle dedi: "- Allah'tan sakının (ittika edin, takva sahibi olun, sorumluluk bilinci taşıyın). Eğer gerçekten mü'minlerseniz.." A- "Hani havariler demişlerdi ki: "- Ey Meryem oğlu İsâ, Rabbin bize gökten bir sofra (mâide) indirebilir mi." Bu istinafı kelam, İsâ ile kavmi arasında cereyan eden bazı olayları beyan eder. Bu kelâm, makabline bağlı değildir. Nitekim zamir makamında "havariler" kelimesinin zahir olarak zikredilmesi de, bunu teyid eder. 1-"İz / hani, hatırla o zamanı ki" kelimesi, geçmiş hitabı renklendirmek (değiştirmek) içindir ve iltifat yoluyle Peygamberde hitab eden gizli bir fiilin zarfıdır. Sanki burada havarilerin, İsa'ya (aleyhisselâm) lütfedilen nimetlerle sözleri hikâye edildikten sonra Peygamberimizde hitaben: "- Havarîlerin o sözleri söyledikleri vakti insanlara hatırlat!" buyrulmuştur. 2- Diğer bir görüşe göre ise "iz" kelimesi, daha önce geçen "Kaalû / şöyle demişlerdi (5/11)" fiilinin zarfıdır. Bu, havarilerin iman ve İhlas iddialarının, tahkik ve yakın den ileri gelmediğine dikkat çekmek içindir. 3-İsâ (aleyhisselâm) dan, gökten bir sofranın indirilmesini isteyen havarilerin, o zaman henüz muinin olup olmadıkları konusunda müfessirler arasında ihtilâf vardır. Şöyle ki: Bazılarına göre, onlar o zaman, henüz kâfir idiler ve sözlerinden de anlaşıldığı gibi Allahü teâlâ'nın kudreti ve İsa'nın (aleyhisselâm) doğruluğu hakkında şüphe içinde bulunuyorlardı ve iddia ettikleri iman ve ıhlas konusunda yalan söylüyorlardı. -Bazılarına göre, havariler, o zaman da mü'min idiler. Sualleri, şüpheyi gidermek için değil, fakat kalben mutmain olmak ve imanlarım daha da sabitleştirmek içindi. 4-"Hel yestetıîu' / İndirebilir mi?", bir şeyin kendisini değil de, lâzımını ifade etmek kabilinden bir sual olup kudretle ilgili değil, fiil ile ilgilidir.(Yanı indirebilir mi, değil indirir mi? demektir) Burada "istitaat / yapabilme", Bazılarına göre kudretin gereği olarak değil, fakat hikmet ve iradenin gereği olarak yapabilmek, demektir. Bazılarına göre ise, itaat anlamında olup "Rabbin, sana icabet eder mi?" demektir. Bir kırâete göre, "yestatıîu' Rabbuke" ifadesi, "testatıîu' Rabbeke" şektinde de okunmuştur. "Sen, bir engelle karşılaşmadan Rabb'ına sorabilir misin?" demektir. Bu, Ali, Âişe (radıyallahü anha), İbn Abbâs (radıyallahü anh), Said b. Cübeyr (radıyallahü anh) ve diğer bazılarının (radıyallahü anh) kıraetidir. Âyette geçen (ve sûreye de isim olan) mâide, üzerinde yemek bulunan sofradır. B- "O da şöyle dedi: "- Allah'tan sakıtım (ittika edin, takva sahibi olun, sorumluluk bilinci taşıyın). Eğer gerçekten mü'minlerseniz." Bu cümle istinafı olup makablinden doğan, "- Onlar bunu söyleyince İsâ (aleyhisselâm), onlara ne dedi?" sorusunun cevabıdır. Şöyle ki: "- Eğer siz, Allahü teâlâ'nın kudretinin sonsuzluğuna ve benim rısaleürnin doğruluğuna iman ediyorsanız yahut eğer siz, iman ve İslâm iddianızda sâdıklarsanız, bu gibi soruları sormaktan korkar, sakınırsınız. Çünkü iman ve sadakat, takvayı ve bu gibi taleblerden kaçınmayı gerektirir." Diğer bir görüşe göre ise, Allahü teâlâ, onlara takvayı emretti ki istenen şeyin husulüne vesile olsun. Nitekim, " Kim Allah'tan sakınırsa Allah, ona bir kurtuluş yolu sağlar." (Talak 65/2) ile " Ey iman edenler! Allah'tan sakının ve O'na yaklaşmak için vesile arayın." (Mâide 5/35) âyetlerinde de bu hakikat anlatılır. |
﴾ 112 ﴿