117"Ben onlara ancak Senin bana emrettiklerini söyledim: "- Benim ve sizin Rabbinız olan Allah'a kulluk (ibadet) edin." Ben içlerinde bulunduğum sürece onlara şâhid oldum. Vaktaki Sen, beni vefat ettirdin (ondan sonra) onlara Sen murakıb (denetleyici) oldun. Sen her şeyi hakkıyla gören (müşahede eden)sin." A- "Ben onlara ancak Senin bana emrettiklerini söyledim." Bu istinaf cümlesi, İsa'nın (aleyhisselâm) neler söylediğini belirtir. Bu ifade, o sözlerin onun tarafından söylenmediğini en beliğ bir şekilde açıklar. Onun söyledikleri meâlen şudur: "Ya Rabbi! Sen bana ne emretmişsen, ben de onlara onu emrettim." Âyette emir yerine söylemek fiilinin kullanılması, edebe uymak ve sualdeki ifadeyi gözetmek içindir. B- "Benim ve sizin Rabb'mız olan Allah'a kulluk edin." Bu cümle, Allahü teâlâ'nın, İsa'ya (aleyhisselâm) neyi emrettiğim açıklar. C- "Ben içlerinde bulunduğum sürece onlara şâhid oldum." Ben onların arasında kaldığım ve yaşadığım müddetçe onların hallerini gözetiyor, onları Senin emirlerine uymaya sevk ve emirlerine ayları davranmaktan men ediyordum. Yahut onların hallerini, imanlarını ve küfürlerini görüyordum. Ç- "Vaktaki Sen beni vefat ettirdin (ondan sonra) Sen murakıb (denetleyici) oldun." Sen beni semaya yükselterek vefat ettirince... Bu gerçek Âl-i İmran (3) sûresinin 55. âyetinde de vurgulanır. Şöyle ki: "... Ey İsa! Şüphesiz Ben seni öldüreceğim ve seni Kendime yükselteceğim ve o kâfirlerden temizleyeceğim." "Teveffi", bir şeyi tam olarak almaktır. Ölüm ise, vefatın bir kısmıdır. Nitekim Zümer (39) sûresinin 42. âyetinde: "Allah, ölen nefisleri, ölüm zamanında, ölmeyen nefisleri de uykularında iken vefat ettirir." Sen beni vefat ettirince, onların amellerini gözeten, murakabe eden Sen oldun. Sonuçta Sen, Sana muhalefetten korunmasını istediğin kimseleri, Peygamberler göndererek ve âyetler indirerek irşad ve tembih yoluyla muhalefetten men ettin; ilâhî inayetten mahrum bıraktıklarını da sapkınlardan kıldın. Onlar da o sözleri söylediler. D- "Sen her şeyi hakkıyla gören (müşahede eden)sin." Bu cümle, itirazî (makablinden bağımsız) olup makablini açıklayan bir zeyl mahiyetindedir. Bu ifade bize bildiriyor ki, İsâ (aleyhisselâm) onların arasında iken de, onların hepsini murakabe eden Allahü teâlâ idi. |
﴾ 117 ﴿