119"Allah şöyle buyurdu: "- Bu sâdık (özü, sözü doğru olan)ların, sıdk (doğruluklarının fayda sağlayacağı gündür. Altlarından ırmaklar akan cennetler onlar içindir; onlar orada sürekli olarak (muhalleden) kalacaklardır. Allah, onlardan razıdır; onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte bu büyük kurtuluştur." A- "Allah, şöyle buyurdu: "- Bu, sâdık (özü, sözü doğru olan)ların, sıdk (doğruluk)larının fayda sağlayacağı gündür." Bu istinafı kelâm ile, Allahü teâlâ'nın, insanları huzurunda toplayacağı kıyamet gününe ilişkin anlatımlar sona ermekte ve sonuca işaret edilmektedir. Cenab-ı Allah, bu kelâmı ile, doğruların halini beyan zımnında İsa'nın (aleyhisselâm) da doğruluğuna işaret ediyor. Burada geçmiş fiil kipinin kullanılması, daha önce benzerleri için belirtilen sebeptendir. Bazı halleri icmali ve bazı halleri de tafsili olarak anlatılan işte bu kıyamet günü, din işlerinde sâdık olanlara, dünyadaki sadakatlerinin fayda vereceği gündür. İsa'nın (aleyhisselâm) doğruluğuna dair şahadetle eski Peygamberleri tasdik edip iman ve amel olarak onlara uyanların doğruluğuna şahadet, ancak din işlerindeki sadakatle bir anlam kazanır. Ve ancak bu mânâ ile, hikâyeden maksûd olan, Resûlüllah'a (sallallahü aleyhi ve sellem) inanmaya teşvik gerçekleşir. Yoksa buradaki sâdıklardan murad bütün doğru söyleyenler değildir. Nitekim dünyada cinÂyetini itiraf eden caninin, o gün bu doğruluğunun kendisine fayda vermeyeceği bir gerçektir. Yukarıda belirtildiği gibi söz konusu sadakat, dünyada din işlerinde gösterilen sadakattir. Kıyamet günü fayda sağlayacak olan budur. "Yevmü / gün", kelimesinin bu tür okunuşu, âlimlerin cumhûrunun ittifak ettiği ve nazm-i kerimin siyak ve sibakına da en uygun olan kıraettir. Bu kelime, başka bir kıraatte "yevme" şeklinde de okunmuştur. Buna göre bu kekine, ya âyetin başındaki "kale / dedi" fiilinin zarfıdır; bu takdirde "hâza / işte bu", Allahü teâlâ'nın İsa'ya (aleyhisselâm) hitaben söylediği, " Sen mi insanlara beni ve annemi Allah'tan başka iki ilâh edinin dedin?" (5/116) sözlerine işarettir; ya da "hazâ / işte bu" mübteda (özne) olup haberi (yüklemi) de, "yevmü" kelimesidir. Bu takdirde anılan işaret, İsa'nın (aleyhisselâm) cevabı içindir. B- "Altlarından ırmaklar akan cennetler onlar içindir. Onlar orada sürekli olarak (muhalleden) kalacaklardır." Bu istinaf cümlesi, zikredilen faydayı açıklar. Sanki, "- Onlara, ne yararı var?" diye sorulmuş da, cevabı böyle verilmiştir. Yanı onlara daimî nimetler ve ebedî mükâfatlar içindedir. C- "Allah, onlardan razıdır; onlar da O'ndan razı olmuşlardır." Bu kelâm da ayrı bir istinaf olup Allah'ın kendilerine bahşedeceği başka bir nimeti belirtir. Allah (celle celâlühü) katında bu nimetin üstünde başka bir nimet yoktur. Bu da, en büyük gaye olan Allahü teâlâ'nın rızasıdır. Zıra insanların, himmetlerini uğruna harcayacakları bundan daha kıymetli bir şey yoktur. Ç- "İşte bu büyük kurtuluştur." "Zâkke", ya Allahü teâlâ'nın rızasına, ya da o nimetlerin hepsine nailiyeti işaret eder. Bildiğin gibi Allah'ın (celle celâlühü) rızasının ötesinde hiçbir matlûb yoktur. |
﴾ 119 ﴿