44"Vaktaki uyarı ve öğüt (zikir)leri unuttular, Biz de bütün her şeyin kapılarını onlara açtık. Nihayet kendilerine verilen şeylerden dolayı ferahlandıklarında ansızın (bağteten) onları yakalayverdik. İşte o zaman bütün ümidlerıni kaybettiler." A- "Vaktaki uyarı ve öğüt (zikir)leri unuttular, Biz de bütün her şeyin kapılarını onlara açtık." Bu kelnı, nazm-ı kerimin siyakından anlaşılan mukadder bir cümleye atıftır. Yani onlar küfürlerinde ısrar ettiler ve kendisiyle uyarıldıkları büyük darlıkları ve sıkıntıları unuttular. Ne zaman ki onlar bunu unuttular Biz de, istıdrac (nimetlere mazhar olmakla şınıarıp isyana devam edenleri yavaş yavaş azaba yaklaştırmak) yoluyla çeşitli nimetlerin kapılarını onlara açtık. Nitekim rivâyete göre Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: "Mükira bi'l-kavmi ve rabbü'l-ka'bet / Kâ'be'nin Rabbine yemin olsun ki, bu kavme mühlet verilmiştir." "Uyarı ve öğütlerin unutulmasıyla bolluk kapılarının açılması zımnen bize şunu bildirir: Bunlardan kısmî bir nasib almak bile faydadan hâli değildir. B- "Nihayet kendilerine verilen şeylerden dolayı ferahlandıklarında ansızın (bağteten) onları yakalayıverdik." Onlar, yaptıklarına devam ettiler. Nihayet kendilerine verilen fırsatın sürekli olduğunu sandılar ve iyice sunardılar. İşte o zaman aniden azabımız onları yakalayıverdi. Ve bu, elbette çok ağır ve korkunç oldu. C- "işte o zaman bütün ümidlerıni kaybettiler." O zaman onlar, yaptıklarına son derce pişman oldular ve her hayırdan ümıdlerini kestiler. Bu cümlenin isim cümlesi olarak vârid olması, bu korkunç halin sürekli olduğuna delâlet eder. (Çünkü isim cümlesi, süreklilik mânâsını verir.) |
﴾ 44 ﴿