46"(Resûlüm) de ki: "- Söyler misiniz, eğer Allah, sizin kulaklarınızı ve gözlerinizi alsaydı ve kalblerinizi de mühürleseydi Allah'tan başka hangi ilâh onları size geri verebilirdi? Bak nasıl âyet (delil)lerı çeşit çeşit açıklı (tasrif edi)yoruz. Sonra onlar yine de yüz çeviriyorlar." A- "(Resûlüm) de kı: "- Söyler misiniz (eraeytüm), eğer Allah, sizin kulaklarınızı ve gözlerinizi alsaydı ve kalblerinizi de mühürleseydi Allah'tan başka hangi ilâh onları size geri verebilirdi." Bundan önce ilâhî kanunun sürekli ve eski ümmetlerde de cari olduğu beyan edilmek suretiyle ilk ilzam ikmâl edildi. Şimdi burada onların ikinci defa hüccetle ilzam ve iskâtı için Resûlüllah'a (sallallahü aleyhi ve sellem) emir veriliyor. Ve şöyle buyruluyor: "- Ey Resûlüm, de ki: Allahü teâlâ sizi tamamıyla sağırlar ve körler yapsa ve kalblerinizi de mühürleyip sizde hiç akli ve anlayış bırakmasa, böylece sizi mecnûnlar haline getirse, onları size Allahü teâlâ'dan başka hangi tanrı geri verebilir?" Kalblerin mühürlenmesi, işitme ve görme duyularının alınmasına bir tefsir de olabilir. Zira işitmek ve görmek, kalbe giden iki yoldur. İdrâk konusu şeyler o iki yoldan kalbe ulaşır. Bu itibarla o iki duyunun alınması, kalb yolunun tamamen kapanması demektir. Zaten onların, kalbin mühürlenmesinden önce zikredilmesinin sırrı da budur. Burada işitmenin, görmeden önce zikredilmesi ise, Kur’ân ayetlerinin telâkki vasıtası olduğundan dolayıdır. "Sem' / işitme" kelimesinin tekil kipi de zikredilmesi, mastar olduğu içindir. B- "Bak nasıl âyet (delil)leri çeşit çeşit açıklıyoruz." Bu cümle, Resûlüllah'ı (sallallahü aleyhi ve sellem), onların bunca deliller karşısında etkilenmemelerine taaccüb ettirmek içindir. Demek istenen şudur: "- Ey Resûlüm! Bak delilleri çeşitli vesıylelerle nasıl tekrar ediyor ve açıklıyoruz: Bazen aklî mukaddimeleri sıralıyor, Bazen teşvik ediyor, Bazen sakındırıyor, Bazen uyarıyor, Bazen de hatırlatıyor ve öğüt veriyoruz. C- "Sonra onlar yine de yüzçeviriyorlar." Bu cümle de, bir önceki cümleye atıf olup onun hükmüne dahildir. Burada "sümme — sonra" kelimesinin kullanılması, harika bir tarzda açıklanan deliller karşısında onların hakka yönelmeleri gerekirken İslâm'dan uzaklaşmalarının, gerçekten yüz çevirmelerinin çok yadırgandığını ifade etmek içindir. |
﴾ 46 ﴿