49

"Âyetlerimizi tekzib edenlere gelince; yaptıkları kötülükler (fısk) sebebiyle onlara azab dokunacaktır."

Bu cümle, "Femen âmene ve eslâha ... / Kim iman ve nefsini ıslah ederse..." cümlesine atıf olup onun hükmüne dahildir.

Bundan anlaşılıyor ki, Peygamberlerin müjdeleme ve uyarma için ümmetlere tebliğ ettikleri şeyler, Allahü teâlâ'nın âyetleridir. İşte bunlara iman eden kimse, Allah'ın (celle celâlühü) âyetlerine iman etmiş olur, onları yalanlayan da, O'nun ayetlerini yalanlamış olur.

Burada imanı açıkça teşvik ve tekzibten sakındırma vardır.

Hulâsa,  Biz, Peygamberleri ancak, tarafımızdan sevindirici ve üzücü olayları ümmetlerine haber vermek için göndeririz. Kâfirlerin istedikleri mucizeleri göstermeleri için göndermeyiz. Hal böyle olunca, Peygamberlerin, müjdelemek veya uyarmak için tebliğ ettikleri âyetlere,

iman de, hal ve hareketlerini ıslah eden, yahut salah yoluna girenlere korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir;

fısk veya yoldan çıkmış olmaları sebebiyle tasdik ve itaatten kaçman ve inkârda ısrar edenler de elîm bir azaba uğrayacaklardır.

49 ﴿