50

"(Resûlüm) de ki:

"-Ben, size Allah'ın hazineleri benim yanımdadır; " demiyorum. Gaybı da bilmem. Size melek olduğumu da söylemiyorum. Ben ancak bana vahyolunana uyarım."

(Resûlüm) de ki:

"- Hiç görmeyenle gören bir olur mu? Hiç düşünmez misiniz?"

A- "(Resûlüm) de kı:

"- Ben, size Allah'ın hazineleri benin yanımdadır; " demiyorum."

Bu istinafı kelâm,

Peygamberlerin gönredilmesinde ve semavî Kitabların indirilmesinde tesis edilmiş olan ilâhî nizamı açıklar.

Amaç, Resûlüllah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) durumu itibariyle onların tekliflerinin temel gerekçesinden ne kadar uzak olduğunu ortaya koymaktır. Şöyle buyrulmaktadır:

"- Resûlüm; senden bazen belirli mucizeler göstermem, bazen de başka şeyler isteyen o kâfirlere de ki:

Ben, Allah'ın kudret hazinelerinin emrime verildiğini, onlar üzerine dilediğim gibi tasarruf ettiğimi söylemiyorum kı, o mucizelerin veya azabın indirilmesini, benden ıstiyebilesiniz."

Bu kelâmı, tanrılık davasından uzak kalmak şeklinde yorumlamanın hiçbir şekilde doğru değnekti.

B- "Gaybı da bilmem."

"- Ben, Allahü teâlâ'nın gaybe ilişkin işlerini de bilmem. Onun içindir ki sizin, kıyametin ne zaman kopacağına, azabın ne zaman ineceğine veya başka şeylere dâir sorularınızı da cevaplayamam."

C- "Size melek olduğumu da söylemiyorum. Ben ancak bana vahyolunana uyarım. "

"- Ben, gerçekten bir melek olduğumu da söylemiyorum. Onun içindir ki göklere yühselmek ve benzeri harikuladelikler benim gücümün üstündedir. Nihayet ben bir beşerim. Meleklerin sıfatlarını da taşıyor değilim. Bu bakımdan bani tenkid etmeniz de doğru değildir. "

Nitekim müşrikler şöyle demişlerdi:

" Bu ne biçim peygamber; yemek yiyor, çarşılarda dolaşıyor!.." (Furkan 25/7)

"- Ben, bu üç şeyden hiçbirini iddia etmiyorum ki bir takım harikulade işler yapmamı benden istiyebilesiniz ve yapamadığım takdirde bunu nübüvvetimin doğru olmadığına delil sayabilesiniz. Çünkü Peygamberlik, bu demek değildir. Peygamberlik, ancak Allah'tan gelen vahyi telakki etmek ve onun gereğini yapmaktan ibarettir."

Nitekim,

"İn ettebiu' illâ ma yûhâ ileyye — Ben ancak bana vahyolunana uyarım." cümlesi de bunu ifade eder.

Demek oluyor ki Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) için ittibâ edilmesi gereken sadece kendisine gelen vahiydir. O, daha ayrıntılı bir ifadeyle sanki şöyle demektedir:

"Ben, bana vahyolunana uymaktan başka bir şey yapmıyorum.. Benim ne vahiyde, ne de vahyolunanda bir dahlim yoktur."

Ç- "(Resûlüm) de ki:

"- Hiç görmeyenle gören bir olur mu?"

Bu kelâm, dalâlete düşenle hidayete ereni belirten mutlak bir temsildir. Bu soru, inkâr ve red anlamındadır. Maksad, zikredilen hakikatleri bilenlerle bilmeyenlerin bir olmadığını belirtmek ve dalâletten nefretle hidayete teşvik etmektir.

"Kul / de ki" emrinin tekrarı, hüccetle susturmak ve ilzamı pekiştirmek içindir.

D- "Hiç düşünmez misiniz?"

Bu kelâm da, bir azarlama ve kınama olup "Kul’- de ki" emrine dahildir. Bu cümle, makamdan anlaşılan mukadder bir cümleye:

"Bu hak kelâmı dinlemez misiniz, dinliyor ve işitiyorsanız üzerinde düşünmez misiniz?" cümlesine atıftır.

50 ﴿