54"(Resûlüm), âyetlerimize iman edenler sana geldikleri zaman onlara de ki: "- Selâm size; Rabb'iniz nefsi üzerine rahmeti yazmıştır. Sizden kim bilmıyerek (bicehaledn) bir kötülük işler, sonra ardından tevbe ve kendini ıslah ederse muhakkak kı O, bağışlaması bol (Gafur)dur, çok merhametli (Rahim)dir." A- "(Resûlüm), âyetlerimize iman edenler sana geldikleri zaman onlara de ki: "- Selâm size ; Rabb'iniz nefsi üzerine rahmet yazmıştır." Burada söz konusu olan mü'minler, Peygamberdin, kendilerini kovmaktan nehyolunduğu mü'minlerdir. Bu mü'minlerin, Allah'a ihlasla ibadete devam ve Allah'ın (celle celâlühü) âyetlerine iman etmekle vasıflandırılmaları, İlim ile ameli birleştirmekten doğan faziletleri ihraz ettiklerine dikkat çekmek içindir. O mü'minlerin bu vasfı, birinci vasıftan (ihlasla ibadete devam) önce geldiği halde ondan sonra zikredilmiş olması, rahmet ve mağfiret va'dinin ana sebebi, Allah'ın (celle celâlühü) ayetlerine iman etmiş olmalarıdır. Tıpkı geçen kelâmda kovma nehyınin ölçütü, ibadete müdavemet olduğu gibi. "Fekul selâmün aleyküm / De ki: Selamün aleyküm" ibaresi inananların her türlü kötülükten selamette olduklarını müjdeleme emridir. Diğer bir görüşe göre Allah'ın (celle celâlühü) selamını onlara tebliğ etme emridir. Başka bir görüşe göre, onlarla olan her ilişkide selâmla başlama emridir. Allah'ın nefsine merhameti yazması, doğrudan doğruya, arada vasıta olmadan, bizzat ihsan etmeyi, mukaddes Zatına vâcib kılması demektir. Bu, mü'minlerin her türlü kötülükten selamette, tevbelerinın Allah katında makbul, Allah'ın (celle celâlühü) rahmetinin son derece geniş olduğunu; onların, elbette arzularına erişeceklerini kendilerine müjdelemek içindir. Rab unvanının, mü'minler zamirine izafe edilmesi, onların ilâhî lûtfa mazhar olduklarını belirtmek ve hükmün illetini de zımnen bildirmek içindir. Bir görüşe görede bir kavim, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)e gelip: "Biz çok büyük günahlara düştük (İnna esabna zünûben ıi'zâmen)!" dediler. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), onlara hiç cevap vermedi. Onlar da dönüp gittiler. İşte bunun üzerine bu âyet-i kerime nazil oldu. B- "Sizden kim bilmeyerek (bicehaledn) bir kötülük işler, sonra ardından tevbe ve kendini ıslah ederse muhakkak ki O, bağışlaması bol (Ğafûr) dur, çok merhametli (Rahîym)dir." Bu kelâm, va'dedilen ilâhî rahmeti açıklar. Bilmeyerek kötülük işlemek, işlenen kötülüğün getireceği zararların hakikatini bilmemek demektir. Bu kaydın zikredilmesi, - bize bir mü'minin, zararlı sonuç doğuracak bir işe girişmeyeceğini; - veya bilmeden bir kötülük işler de o kötülüğün ardından tevbe ile ifsadım telâfi ve ebediyen bir daha o kötülüğe dönmeyeceğine azmederse, artık onun hakkında Allah'ın gerçekten çok mağfiret ve rahmet edici olduğunu belirtmek içindir. |
﴾ 54 ﴿