65"(Resûlüm) de ki: O, size üstünüzden ve ayaklarınızın altından az ab göndermeye ve sizi fırkalara bölüp birbirinize düşürerek kiminizin hıncını kiminize tattırmaya kaadirdir. Bak, anlasınlar diye âyetlerimizi nasıl türlü türlü açıklıyoruz." A- "(Resûlüm) de ki (Kul): "- O, size üstünüzden ve ayaklarınızın altından azab göndermeye ve sizi fırkalara bölüp birbirinize düşürerek kiminizin hıncını kiminize tattırmaya kaadirdir. " İnsanları her türlü sıkıntıdan kurtaracak yegâne varlığın Allah olduğu beyan edildikten sonra şimdi, bu istinafı kelâm, ile onları tehlikelere atmaya kaadir tek varlığın da yine Allah olduğu açıklanıyor. Bu kelâmda, onların şirk koşmalarından dolayı zımnî bir azab va'di de vardır. Bu azab va'di İsra (17) sûresinin 68 ve 69. âyetlermdeki azab va'di kabilindendir. Yani ey Resûlüm! De ki: Allah (celle celâlühü), Lût kavmi ile Ashâb-ı Fil'e (Kâ'be'yi yıkmaya gelen Ebrehc'nin fiili ordusuna) ve benzerlerine yaptığı gibi size de hem üstünüzden; hem de firavun ile Karun ve adamlarına yaptığı gibi ayaklarınızın altından bir azab göndermeye muktedirdir." Diğer bir görüşe göre ise, - üstünüzden; büyüklerinizden ve reislerinizden; - ayaklarınızın altından da, sefillerinizden ve kölelerinizden, demektir. "Ev/ veya" kelimesi, ikisinden hâli olmamak içindir; ikisinin bir araya gelmemesi için değildir. Nitekim Nûh kavmine yapıldığı gibi her iki cihetten birden azap gönderilmiştir. Allah (celle celâlühü), sizi, çeşitli arzu ve istekleri olan, her biri bir önderin peşinden giden hıziblere bölerek aranızda, savaşlar meydana getirmeye de kaadirdir. Burada azab tattırılanlar kâfirler, azabları tattırılanlar da mü'minlerdir. Bu itibarla bu kelamda, hem mükâfat hem de ceza va'di vardır. Rivâyete göre Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), bu âyetteki "a'z ab en min fevkıiküm / size üstünüzden..." anlamındaki ifâdeyi okuyunca, "Senin Zatına sığınırım / Eû'zü bi-vechike!" dedi ve "ev min tahti erculiküm / veya ayaklarınızın altından bir azab..." ifâdesini okuyunca da yine "Senin Zatına sığınırım / Eû'zü bı-vechike!" dedi ve "veya fırkalara bölüp kiminizin hıncım kiminize tattırmaya kadirdir / ev yelbiseküm şiyea'n ve yüzîka ba'dzaküm be'se ba'dz "ifâdesini okuyunca da, "Bu daha ehvendir / Hâza ehvenü" veya "Bu daha kolaydır / Hâza eyseru; " buyurdu. Yine rivâyete göre Resûlüllah şöyle buyurmuştur: "- Ben Rabbimden diledim ki ümmetime, onların üstünden veya ayaklarının altından bir azab göndermesin / Seeltü rabbı eıı lâ yeb'a'se a'lâ ümmeti a'z âb en min fevkıihim ev min tahti ercülihim." "Allah (celle celâlühü) da, benim bu dileğimi kabul etti / Feea'tanî zâlike." "Bir de, Ondan diledim ki, ümmetim birbirine düşmesin / Ve seeltehu en lâ yec'a'le be'sehum beynehum." Fakat bu dileğimi kabul etmedi / Femena'nî zâlike." B- "Bak, anlasınlar diye âyetlerimizi nasıl türlü türlü açıklıyoruz." Onlar, hakikati anlasınlar, apaçık gerçeğe vâkıf olsunlar ve içinde bulundukları kibir ve inattan dönsünler diye âyetlerimizi nasıl tüıiü türlü açıklıyoruz. |
﴾ 65 ﴿