71"(Resûlüm) de ki: "- Biz Allah'ı bırakıp da ne bir yararı ne de bir zararı dokunmayan şeylere mi tapalım? Allah, bizi hidayete erdirdikten sonra topuklarımız üzerinde geriye mi dönelim? O kimse gibi ki şeytanlar onu yoldan çıkarmış ve yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşır hale getirmişlerdir. Oysa onun "bize gel!" diye hidayete çağıran arkadaşları vardır." (Resûlüm) de ki: "- Allah'ın hidayeti tek doğru yoldur. Ve biz, âlemlerin Rabbine teslim olmakla emrolunduk." A- "(Resûlüm) de ki (Kul): "- Biz Allah'ı bırakıp da ne bir yaran ne de bir zararı dokunmayan şeylere mi tapalım?" Bir görüşe göre, bu âyet, Ebubekir (radıyallahü anh) hakkında nazil olmuştur. Oğlu Abdurrahman, onu putlara tapmaya davet ettiği zaman bunu söylemiştir. Âyetteki emrin Resûlüllah'a tevcih edilmesi, Resûlüllah ile onun arasındaki birlik ve beraberliği vurgulamak sûretiyle Ebubekir el-Sıddîk'in şanını yüceltmek içindir. Bütün ülûhiyet sıfatlarını, özellikle fayda ve zarar verme kudretini haiz Allah'ı (celle celâlühü) bırakıp da bize fayda ve zarar vermeye muktedir olmayan şeylere mi tapacağız? Oysa mâbûdiyctin asgari mertebesi, bunlara muktedir olmaktır. B- "Allah, bizi hidayete erdirdikten sonra topuklarımız üzerinde geriye mi dönelim. O kimse gibi ki şeytanlar onu yoldan çıkarmış ve yeryüzünde şaşkın şaşkın (hayran) dolaşır hale getirmişlerdir. Oysa onun "bize gel" diye hidayete çağıran arkadaşları vardır." Allah bizi şirkten kurtarıp İslama hidayet ettikten sonra şeytanların yoldan çıkardığı ve yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşır hale getirdikleri, oysa arkadaşlarının "Bizim yolumuza gel!" diye kendisini sırat-ı müstakime çağırdıkları kimse gibi topuklarımız üzerinde küfre mi dönelim? Bu istifham, inkârîdir. Böyle bir hareketin olmaması gereğini ifâde eder. Geriye, şirke mi dönelim; demektir. Şirke dönmenin, topuklar üzerinde geriye dönmeye benzetilmesi bu hareketi çirkinlikte sembol olmuş bir şeyle tasvir suretiyle kınamak içindir. Ayrıca bunda, şirkin, arkaya atılmış, terkedilmiş bir hal olduğuna da işaret vardır. "Ba'de iz hedana-llâhü / Allah bizi hidayete erdirdikten sonra" ifâdesi, inkârı tekid içindir. Sanki şöyle denilmiştir: Yegâne "Hâdî", hidayete erdiren Allah (celle celâlühü) bizi hidayete erdirdikten sonra şeytanların idlâli, dalâlete düşürmesiyle şirke mi döndürüleceğiz? "Ü'tina / bize gel!" ifâdesi de işaret ediyor ki, onları çağıranlar, hidayete ermiş ve sırat-ı müstakimde sâbit kadem olmuş kimselerdir. Ancak çağrılanlar ne çağıranları ne de çağrıldıkları sırat-ı müstakimi bilmektedirler. Onlar yalnızca bir ses duyuyorlar fakat o sesin ne dediğini anlayamıyorlar. C- "(Resûlüm) de ki (Kul): Allah'ın hidayeti tek doğru yoldur." Resûlüm, de ki: "- Allah'ın bizi hidayet ettiği İslâm, yegâne doğru yoldur; ondan başkası sırf dalalet ve sadece azgınlıktır. Nitekim diğer bir âyette de şöyle buyurulur: " Haktan sonra sapıklıktan başka ne kalır?" (Yûnus 10/32) "Kul / de ki" emrinin tekrar edilmesi, emredilen şeye önem verildiğini götermek ve şirkten caydırmak içindir. Bu emir ise, İslâm'a teşvik içindir. Ç - "Ve biz âlemlerin Rabbine teslim olmakla emrolunduk." Bu kelâm, burada zikredilen üç emirden neyin kastedildiğini tayin eder. Nitekim bir âyette şöyle buyurulur: " İman eden kullarıma söyle: Namazlarını dosdoğru kılsınlar, kendisinde ne alış-veriş, ne de dostluk bulunan bir gün gelmeden önce, kendilerine verdiğimiz rızıklardan Allah için gizlice ve açıkça in fak etsinler." (İbrâhim 14/31) Sanki şöyle dememiz emrolunuyor: 1 - Bize Müslüman olun, âlemlerin Rabbine teslim olun denildi; 2 - ya da biz âlemlerin Rabbine teslim olmakla emrolunduk. |
﴾ 71 ﴿