83"îşte İbrâhîm'e, kavmine karşı verdiğimiz hüccetlerimiz bunlardır. Biz, dilediğimiz kimselerin derecelerini yükseltiriz. Şüphesiz ki Rabbin hükümlerinde hikmet sahibi (Hakim)dir, her şeyi hakkıyla bilen (A'lîm)dir." A- "İşte İbrâhîm'e, kavmine karşı verdiğimiz hüccetlerimiz bunlardır." "Tilke / işte bunlar", En'âm (6) sûresinin 76, 77, 78. âyetlerinde zikredilen ve İbrâhim'e verilen hüccetleri ifâde eder. Diğer bir görüşe göre ise söz konusu "tilke", "Beni hidayete erdirdiği halde siz, Allah hakkında benimle tartışmaya mı girişiyorsunuz?" (En'âm 6/80) meâlindeki âyeti işaret eder. B- "Biz, dilediğimiz kimselerin derecelerini yükseltiriz." İlâhî iradenin ön gördüğü hikmet ve maslahatin gereği olarak, kimleri dilersek onların derecelerini yükseltiriz. Bu kelamda istikbal fiil kipinin (yükseltiriz) kullanılması bu terfiin sadece ibrâhim'e mahsus değil bütün seçkin hayırlılar arasında cari İlâhî bir sünnet olduğuna delâlet eder. Bu cümle, terkib olarak mâkablinden bağımsız bir izah mahiyetindedir. C- "Şüphesiz ki Rabbin hükümlerinde hikmet sahibi (Hakim)dir, her şeyi hakkıyla bilen (Mîm)dır." Rabb'in Allah (celle celâlühü), insanların derecelerini yükseltirken veya indirirken bir hikmet gözetir. O, derecesini yükselttiği kimsenin değişik mertebelere istidadını da bilir. Bu cümle, mâkablinin illeti mahiyetindedir. "Rabb" kelimesinin, azamet zamiri yerine İbrâhim zamirine izafe edilmesi (senin Rabbain, denmesi), Allah'ın (celle celâlühü) İbrâhim'e ziyâdesiyle lütuf ve inâyet buyurduğunu gösterir. |
﴾ 83 ﴿