89

"İşte bunlardır kendilerine Kitab, hüküm ve nübüvvet verdiklerimiz. Şimdi eğer onlar, bunları inkâr ederlerse Biz, bunları inkâr etmeyen bir topluluğu onlara vekil ederiz."

A- "İşte bunlardır kendilerine Kitab, hüküm ve nübüvvet verdiklerimiz."

Buradaki "Ülâike", zikredilen on sekiz peygamber ile onlara atfedilenleri, ezcümle onların hidayetlerini ve taşıdıkları üstün sıfatları gösterir. Bu işaret ismindeki uzaklık mânâsı da onların yüksek derecesini, fazilet ile şerefteki mertebelerini bildirmek içindir.

Burada Kitab'tan murat, bütün semavî Kitab cinsidir.

Kitabın verilmesinden murat,

- semavî Kitablardaki hakikatlerin tam olarak onlara anlatılması,  

- büyük ve küçük faydaların hepsini ihata etme imkânının onlara bahşe- dilmesidir.

Bu da, ya doğrudan doğruya Allah (celle celâlühü) katından indirilmesiyle ya da önceki Peygamberlerden kalan miras yoluyla olur. Zira zikredilen Peygamberlerin her birine belli bir Kitab indirilmemiştir.

Hüküm, hak ve doğruluğun gerektirdiği şekilde meseleleri çözmektir.

B- "Şimdi eğer onlar bunları inkâr ederlerse Biz, bunları inkâr etmeyen bir topluluğu onlara vekil ederiz."

Eğer Kureyş kâfirleri, bu üç şeyi, yahut diğerlerini de içeren Peygamberliği inkâr ederlerse - onlar, Resûlüllah'ı ve ona indirilen Kur’ân'ı inkâr etmekle, onu tasdik eden diğer bütün unsurları da inkâr etmiş oluryorlardı- bilsinler ki, bunları inkâr etmeyen bir kavmi kendilerine vekil ederiz.

Bu kavmin kimler olduğu konusunda şu görüşler ileri sürülmüştür:

1- İbn Abbâs ile Mücâhid'e göre bunlar Ensar veya Medinelı Sahabîlerdir.

2- Ensar ve Muhacirin bütün Sahabîlerdir.

3- Âdem oğullarının bütün mü'minleridir.

4- Farslardır. Çünkü bu kavim, Peygamberlere ve onlara indirilmiş olan Kitablara iman etmiş ve o Kitablardaki asıl ve fer'î hükümlerle amel etmişlerdir. Mensûh olan hükümler ise, buna dahil değildir; çünkü onlar, neshedilmekle, o semavî Kitabların hükümleri olmaktan çıkmışlardır. Nitekim Mâide (5) sûresinin tefsirinde bu konunun izahı geçti.

5- Peygamberlerdir. Bu görüşe göre, vekil kılmak, genel bir mânâyı ta- zammun eder. Her Peygamber kendi kitabına inanır ve ondaki, hükümleri icra eder ve ayni zamanda Kur'ân in da dahil olduğu diğer Kitabların hak olduğuna iman eder.

6- Meleklerdir. Buna göre, onları vekil kılmak, o semavî Kitabları indirmeyi, onları korumayı ve en büyük hak olduklarına inanmayı emir buyurmaktır.

Bu kelâmda şartın cevabı mahzûftur. Yani eğer onlar, bu hakikatleri inkâr ederlerse, bunun hiç önemi yoktur. Çünkü Biz, o hakikatlere iman

etmeye, öyle muazzam bir kavmi muvaffak kılmışız dır ki, onlar, o hakikatleri asla inkâr etmezler ve her zaman onlara imana ve amele devam ederler. Böylece o muazzam kavmin imanı, onların imanına ihtiyaç bırakmaz.

İşte bu izahattan da anlaşılıyor ki, isabetli olan görüş, söz konusu kavimden murad (Peygamberler ve melekler değil) o topluluklardan biridir. Çünkü onların, Kur’ân'a iman ve onunla amel etmeleri, kâfirlerin iman ve amellerinden istiğnayı mûcib olmaktadır.

Peygamberlerle meleklere gelince; onların Kur’ân'a iman etmeleri yukarıda işaret edildiği gibi, ümmet fertlerinin imanı kabilinden değildir.

89 ﴿