95"Sonra bu kötülüğün yerine iyilik getirdik. Nihayet çoğaldılar ve: "- Atalarımıza da böyle sıkıntılar ve sevinçler dokunmuştu!" dediler. Ondan sonra Biz de onlar hiç farkında değilken kendilerini ansızın yakalayıverdik." A- "Sonra bu kötülüğün yerine iyilik getirdik." Söz konusu fiillerinden dolayı kendilerine isabet eden belâ ve mihnetleri kaldırdık ve onların yerine refah ve bolluk verdik. Nitekim başka bir âyette de şöyle buyurulur: "Belki inkârlarından dönerler diye onları iyilikler ve kötülüklerle sınadık." B- "Nihayet çoğaldılar ve: "- Atalarımıza da böyle sıkıntılar ve sevinçler dokunmuştu." dediler." Ondan sonra sayıları da, imkânları da çoğaldı, nimetler onları şımarttı. Fakat bolluğun da, sıkıntının da Allahü teâlâ katından gelen bir imtihan olduğunu kavriyamadılar ve şöyle dediler: "- Biz, bu sıkıntıları ve sevinçleri yaşadığımız gibi, atalarımız da bunları yaşamışlardı. Bu çeşitli hayât, zamanın cilveleridir, insanlar, üzüntüleri ve sevinçleri münavebe ile yaşarlar. Bunların gerektirici sebepleri olmadığı gibi, sonuçları da yoktur." Sevincin, sıkıntıdan sonra zikredilmesi, her halde sıkıntıdan sonra mutlaka sevinç geleceğini, bundan dolayı ümitsizliğe düşülmemesi gerektiğini zımnen bildirmek içindir. C- "Ondan sonra Biz de, onlar hiç farkında değilken kendilerini ansızın (bağteten)yakalayıverdik." Biz de gaflet halinde iken, ansızın onları dehşet verici bir şekilde yakaladık. Nitekim başka bir âyette de şöyle buyurulur: " Nihayet kendilerine verilen şeylerden ferahlandıklarında ansızın (bağteten) onları yakalayiverdik. İşte o zaman bütün ümidlerini kaybettiler." Onların ansızın yakalanmalarından maksat, Ad ve Lût kavmi gibi bir anda helâk edilmeleri değil, fakat Semûd kavminde olduğu gibi yakalama île helâk arasında geçen belli bir zamanı ve helâk şeklini kapsayan bir anlamdır. |
﴾ 95 ﴿