23

"Eğer Allah, onlarda bir hayır olduğunu bilseydi elbette onlara işittirirdi. Eğer onlara işittirmiş olsaydı onlar yine yüzçevirir ve arkalarını dönerlerdi."

Eğer Allahü teâlâ, onlarda bir hayır görseydi; hakkı, aramak ve hidayete ermek için çaba harcayacaklarını bilseydi, onlara mutlaka anlayış ve tefekkür yeteneği verir, gerçeği onlara işittirirdi ve o zaman onlar da, Resûlüllah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) hak Peygamber olduğunu testim, ona itaat ve iman ederlerdi. Fakat Allahü teâlâ, onlarda bu meziyetlerden hiçbirinin bulunmadığını bildiği için onlara işittirmemiştir. Çünkü bu işittirmenin faydası olmazdı ve hikmetin dışına çıkılmış olurdu. Nitekim âyette buna işaretle,

"Eğer onlara işittirmiş olsaydı, yine yüzçevirir ve arkalarını dönerlerdi" buyurulur.

Onlar, tamamen hayırsız oldukları halde Allahü teâlâ, onlara, gerçeği anlama yeteneği vermiş olmak suretiyle hakkı işittirseydi onlar yine de işittikleri haktan yüz çevirirlerdi ve ondan hiç faydalanmazlardı.

Yahut tasdik ettikten sonra yine irtidat ederler ve hiç işitmemiş gibi olurlardı.

Bu son cümle, açıklayıcı müstakil bir cümle olarak da kabul edilebilir. Şu anlamda ki:

" Zâten onlar dönek bir kavimdir."

Bir görüşe göre ise, bu âyete konu olanlar, Resûlüllah'a şöyle demişlerdi:

"- Kusayy'ı dirilt. O gerçekten mübarek bir ulu idi. O sana şahitlik etsin de, biz de sana iman edelim.

Buna göre, eğer onlara Kusayy'in sözlerini işittirse...

Bir diğer görüşe göre, onlar, Kusayy'ın oğlu Abduddar Oğulları idiler. Onlardan sadece Mus'ab b. Umeyr (öl: 625) ile Süveyd b. Harmele Müslüman olmuşlardı.

Onlar:

"- Biz, Muhammed'in getirdiğine sağırız, dilsiziz; onu işitmeyiz ve icabet etmeyiz diyorlardı.

Allahü teâlâ, onları kahreylesin! Nihayet onların çoğu Uhud savaşında öldürüldüler. Onlar, Kureyş ordusunun sancaktarı idiler.

İbni Cüreyc'e göre, bu âyete konu olanlar, münafıklardır.

Hasen'a göre ise, bunlar Ehl-i Kitab'tır.

23 ﴿