24

"Ey iman edenler! Sizi, size hayat verecek şeylere davet ettiği zaman Allah'a ve Resulüne icabet edin. Ve şunu iyi bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer. Ve muhakkak O'nun huzurunda toplanacaksınız."

A- "Ey iman edenler! Sizi, size hayat verecek şeylere davet ettiği zaman Allah'a ve Resulüne icabet edin."

Bu âyette nidanın tekrar edilmesi ve Müslümanların iman vasfı ile vasıflandırılmaları, bundan sonra gelecek emirlere uymaya yönelmelerini teşvik etmek ve bu emirlerde imanı gerektiren hakikatler bulunduğuna dikkat çekmek içindir.

Burada çağıran, Resûlüllah'tır çünkü Allahü teâlâ adına çağırma görevini bizzat yapan odur.

Hayat verecek şeyler de, ebedî hayatin sebebi olan dinî ilimlerdir. Nasıl ki gerçek ölümün yegâne sebebi de cehalettir.

Yahut hayat verecek olan, kalbin ab-ı hayatıdır. Nasıl ki cehalet de, kalbin ölmesini mucip olmaktadır.

Başka bir görüşe göre ise, bu cümlenin anlamı, Resûlüllah sizi kâfirlere karşı cihada çağırdığı zaman, ona icabet edin; demektir. Çünkü Müslümanlar, cihadı terk ettikleri takdirde kâfirler, onlara galebe ederek hayatlarına son vereceklerdir. Nitekim bir âyette şöyle buyrulur:

" Ey akıl sahipleri! Kısasta sîzin için hayat vardır" buyrulur.

Rivâyete göre bir gün Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) namaz kılmakta olan Übeyy b. Kâ'b'ın ((radıyallahü anh) öl:643) evinin önünden geçerken kendisini çağırdı. O da, acele ile namazını bitirdikten sonra Peygamberin (sallallahü aleyhi ve sellem) yanına vardı.

Peygamber sordu:

"- Bana icabetten seni alıkoyan nedir?" "- Ya Resûlallah, namazda idim." Peygamber

"- Pek iyi, bana vahyedilen, "Sizi çağırdığı zaman Allah'a ve Resulüne itaat edin" âyetinden haberin yok mu"? buyurdu."

Bu hadisin izahı konusunda değişik görüşler beyân edilmiştir:

Bir görüşe göre, namazı kesme zorunluğu, Peygamberin çağırmasına mahsustur.

Diğer bir görüşe göre ise Peygamberin çağırmasına icabet, namazı bozmaz.

Başka bir görüşe göre ise, Peygamberin çağırması, gecikmeye tahammülü olmayan önemli bir iş için idi. Diğer namaz kılanlar da, benzeri durumlarda namazlarına ara verebilirler.

B- "Ve şunu iyi bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer."

Bu ifâde, Allahü teâlâ'nın, kuluna olan son derece yakınlığını anlatır. Nitekim diğer bir âyette de:

" ve Biz insana şah damarından daha yakınız" buyurulur.

Yine bu âyet, Allahü teâlâ'nın, sahibinin bile gafil olabileceği kalbin sırlarını bildiğine dikkati çeker.

Yahut bu âyet, arzu edilen şeyi elde etmeden önce kalbi ihlaslı kılmaya ve arındırmaya teşvik anlamını ifâde eder. Çünkü arzular, kişi ile kalbi arasına girer.

Yahut bu ilâhî ifâde, Allahü teâlâ'nın kulun kalbine tamamen hâkim olduğunu bildirir. Şöyle ki, Allahü teâlâ, kulunun saadetini dilediği zaman,

-onun kötü azimlerini fesheder; niyet ve maksatlarını değiştirir; onunla küfür arasına girer; onun korkusunu güven, unutmasını hatırlamaya (nisyanını zikre) tebdil eder ve fırsatı kaçırtabilen benzeri hallerin hepsini kaldırır.

C- "Ve muhakkak O'nun huzurunda toplanacaksınız."

Siz kıyamet günü başkasının değil ancak Allahü teâlâ'nın huzurunda haşrolunacak veya toplanacaksınız; o zaman Allah (celle celâlühü), amellerinizin mertebelerine göre size hak ettiklerinizi verecek. O halde siz, Allahü teâlâ'nın ve O'nun Resulünün itaatine koşun ve bütün gayretlerinizle onlara icabet edin.

24 ﴿