56

"Onlar, kendileriyle andlaşma yaptığın halde sonra her defasında and kısmayı bozan (nakzeden)lardır. Onlar, bundan hiç sakınmazlar."

Yahudîler, Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) ile yaptıkları her antlaşmayı bozuyorlardı. Bu, bazılarının dediği gibi, Peygamberimiz'in (sallallahü aleyhi ve sellem) onlara verdiği ahdi bozuyorlardı, demek değildir. Çünkü teşhiri mûcib çirkin hareket, iki taraflı antlaşmayı onların tek taraflı olarak bozmalarıdır.

"Fî külli merrah / her defası" ndan murat, bazılarının dediği gibi her savaşta antlaşmayı bozmak değil, her antlaşmadan sonra onu bozmak demektir. Çünkü çirkin telâkki edilen hareket budur. Antlaşma bozulmadan savaş olmaz. Savaş, uyulması gerekli bir andlaşma bulunmadığını ifâde eder.

Aksi takdirde her defasında kaydının bir anlamı olmaz. Çünkü o görüşe göre de, ahdi bozma, her savaşta değil, fakat yalnız anlaşmadan sonraki savaşta gerçekleşmiş olur.

Onlar antlaşmaları bozmayı sürdürmekte devam ettiler. Hıyanet aybından sakınmadılar ve bunun sonuçlarını da hiç düşünmediler.

Burada söz konusu olan Benî Kureyza Yahudîleridir. Bunlar Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile Müslümanlar aleyhinde müşriklere silah yardımı yapmıyacaklannı taahhüd etmişlerdi Fakat bu sözlerinde durmadılar. Müşriklere silâh verdiler. Yardımda bulundular. Sonra uyarıldıklarında "unuttuk" dediler ve özür dilediler. Onlarla tekrar andlaşma yapıldı. Yine andlaşmayı bozup Hendek gazasında müşriklerle ışbirliği yaptılar. Ünlü Yahudi hâkim ve reislerinden Kâ'b b. Eşref Mekke'ye giderek Müslümanlar aleyhinde müşriklerle ittifak yaptı.

56 ﴿