4"Ancak kendileriyle andlaşma yaptığınız müşriklerden (size olan yükümlülüklerinde) hiçbir eksik bırakmayan ve sizin aleyhinize başkasına herhangi bir yardımda bulunmayanlar müstesna. Onların ahidlerıni müddetlerinin sonuna kadar tamamlayın. Şüphesiz ki Allah, sakınan (müttakıî) lan sever. " A- "Ancak kendileriyle andlaşma yaptiğiniz müşriklerden (size olan yükümlülüklerinde) hiçbir eksik bırakmayan ve sizin aleyhinize başkasına herhangi bir yardımda bulunmayanlar müstesna. Onların ahidlerıni müddetlerinin sonuna kadar tamamlayın." Antlaşmayı bozanlara dört aydan fazla mühlet vermeyin. Fakat sizin kendileriyle andlaşma yaptıklarınızdan:andlaşmalarını bozmayanlar, andlaşma şartlarına tamamen riayet edenler, sizden kimseyi öldürmemiş, size zarar vermemiş, aleyhinizde hiçbir düşmana yardım etmemiş olanlarla savaşmak için acele etmeyin. Onların antlaşma süresini tamamlayın. Antlaşmayı bozanlara tanınan süre sonunda onlara karşı da ansızın savaş başlatmayın; antlaşmayı bozanlara yaptığınız muameleyi onlara yapmayın, . Nitekim Benî Bekir kabiles, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Medine'de bulunmadığı bir sırada Benî Huzaa kabilesine saldırmış ve Kureyşliler de, Benî Bekir kabilesine silah yardımı yapmışlardı. Rivâyete göre İbn Abbâs (radıyallahü anh) diyor ki: "- Benî Kînâne'nin bir kolunun antlaşma süresinden dokuz ay kalmıştı. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) onların antlaşma süresini tamamladı." B- "Şüphesiz ki Allah, sakınanları sever." Bu kelâm, ilâhî buyruğa uyma zaruretinin sebebini açıklar. Andlaşma hukukunu gözetmek takvadandır. Karşı taraf müşrik bile olsa, ahde vefa etmelidir. Ahde vefa edenle etmeyen hiçbir zaman bir değildir. |
﴾ 4 ﴿