11

"Ve eğer tevbe eder, namazı dosdoğru kılar (ikame eder) ve zekâtı verirlerse artık onlar dinde sizin kardeşlerinizdir. Anlayan bir topluluk için âyetlerimizi tafsil ediyoruz."

A- "Ve eğer tevbe eder, namazı dosdoğru kılar (ikame eder) ve zekâtı verirlerse artık onlar dinde sizin kardeşlerinizdir."

Kâfirlerin, kötü işlerinin teşhiri ve azarlanmaları onları bu fenalıklardan uzaklaştırmak ve yaptıklarından pişman olmalarını sağlamalıdır.

Eğer onlar, küfür ve günahlardan tevbe eder, namazı dosdoğru kılar, zekâtı verir, bunları ifâya azmederlerse, artık onlar dinde kardeşlerinizdir. Sizin lehinizde ve aleyhinizde olan haklar, onlar için de geçerli olur. Bundan dolayı siz, onlara karşı kardeş muamelesi yapın.

Bu kelâm, onların kalbini kazanıp celp etmek için son derce manidardır.

Burada şart cümlesi Eğer tevbe ederlerse..." daha önce 5. âyette geçen şart cümlesiyle aynıdır. Fakat her ikisinin cevapları farklıdır.

Birincisinde şart cümlesi, "öldürün, yakalayın, hapsedin, v.s.." emrinden sonra sevkedildiği için cevabı da bunun aksine bir emir olmuştur.

Buradaki şart cümlesi ise onlara düşmanlık etmek ve benzeri hükümlerden sonra sevkedildiği için cevabı da, elbette bunun aksine bir hüküm olarak tezahür eder.

B- "Anlayan bir topluluk için âyetlerimizi tafsil ediyoruz."

Yani Biz, âyetleri ve bunların içerdikleri hükümleri, bilen ya da bilgi sahibi olan bir kavim için böyle tafsilatla açıklıyoruz.

Bu kelâm, âyetlerde münderiç bulunan hükümleri iyice düşünüp onları uygulamaya teşviktir.

11 ﴿