17"Dediler ki : - Ey babamız! Biz yarışmak üzere uzaklaşmıştık; Yûsuf'u da eşyalarımızın yanında bırakmıştık. Bu sırada kurt gelip onu yemiş. Gerçi biz doğru söyleyenler olsak da, sen bize inanmazsın.". A- Ey babamız! Biz yarışmak üzere uzaklaşmıştık; Yûsuf'u da eşyalarımızın yanında bırakmıştık. Bu sırada kurt gelip onu yemiş." Rivâyet olunur ki, onların ağladığını duyunca, Yakub panikledi ve: Ne oluyor size oğullarım? Yûsuf nerede? dedi. Onlar da dediler ki; Ey babamız! Biz koşuda ve ok atımında yarışmak için uzaklaştığımızda, Yûsuf Yi elbiselerimiz, erzakımız ve diğer eşyamızın yanında bıraktık. İşte normal olarak biz onu kontrol etmek için gidip bakacak kadar bir zaman bulamadan kurt gelip onu yemiş. Eşya, normal olarak ancak güvenk yerlere bırakıldığı için, Yûsuf'un eşyanın yanında bırakılması, özellikle onu terk etmemeleri ve kayıp etmemeleri halinde, gaflet ve gerekli önlemleri almamak kabilinden sayılmaz. Bu itibarla sanki onlar şöyle demişlerdi: Biz onu korumakta taksirat göstermedik ve onu gözetmekten gafil kalmadık; aksine onu bizim güvenk yerimizde, toplantı yerimizde ve hemen görebileceğimiz bir yerde bıraktık. Zira yarışma meydanı, normal olarak ancak iki uçları görünen sahalarda olur. Ve biz ondan ancak az bir zaman ayrı kaldık; bizimle onun arasında ancak az bir mesafe vardı. Ama olanlar oldu. B- "Fakat biz doğru söyleyenler olsak da, sen bize inanmazsın." Biz sana göre, senin inancına göre doğru ve güvenikr kimseler olsak da, sen bızim, Yûsuf hakkında taksirat sahibi olmadığımızı gösteren bu sözümüzü tasdik etmezsin; çünkü senin Yûsuf'a aşırı sevgin var. Şimdi, sen bizim hakkımızda suizan sahibi iken ve bizim sözümüze güvenmiyor iken, seni nasıl inandırabiliriz? |
﴾ 17 ﴿