23

"Evinde bulunduğu kadın, ondan murat almak istedi de kapıları sımsıkı kapattı ve:

- Haydi gel! dedi. Yûsuf:

Allah'a sığınırım! Zira senin kocan muhakkak benim efendimdir; bana güzel davrandı. Şüphe yok ki zâlimler felâha ermezler! dedi."

A- "Evinde bulunduğu kadın, ondan murat almak istedi de kapıları sımsıkı kapattı ve:

Haydi gel! Dedi."

Bu kelâm ile, azizin, karısına Yûsuf'a iyi bakmayı emrettikten sonra azizin evinde cereyan eden hâdiselerin izahına dönülmektedir. 21. âyetteki "İşte böylece Biz, Mısır'da Yûsuf'a imkân verdik" cümlesinden buraya kadar zikredilenler, ara cümleleri olup kıssanın bir özeti olarak zikredilmiştir kı, dinleyici daha kıssanın başında, Hazret-i Yûsuf'un karşılaştığı o tafsilatıyla anlatılacak musibetlerin güzel sonuçları olduğunu ve Hazret-i Yûsuf'un bütün davranışlarının güzel olduğun; iyi günlerinde de, kötü günlerinde de nezihliğine halel getirecek bir şeyin ondan sâdır olmadığın bilsin.

Kadının isminin sarahatle zikredilmemesi, onun sırrım ifşa etmemek içindir, yahut bu işin müstehcen olmasından dolayıdır.

Bu kelâmın ifade tarzı, Hazret-i Yûsuf'un son derece nezihliğini göstermektedir. Zira Hazret-i Yûsuf, her zaman Züleyha'nın güzelliğini gördüğü halde ve Züleyha'nın emrinde olmasına rağmen bu isteğine karşı çıkması, onun iffet ve nezihliğin zirvesinde olduğunu haykırmaktadır.

Züleyha'nın kapattığı kapıların yedi tane olduğu rivâyet edilmektedir. İşte bunun için kapatma fiili, mübalağa kipi ile zikredilmiştir.

Diğer bir görüşe göre ise, mübalağa mânâsı, kapıların sımsıkı ve muhkem kapatıldığını ifade etmek içindir.

B- "Yûsuf:

Allah'a sığınırım! Zira sizin kocanız benim efendimdir; bana güzel davrandı. Şüphe yok ki zâlimler felâha ermezler! dedi."

Yûsuf, Züleyha'ya:

Senin bana teklif ettiğin şeyden ben Allah'a sığınırım, dedi (Kaale maâzallâhi).

Bu ifade, Hazret-i Yûsuf'un bu fiilden sakındığını en mükemmel şekilde ifade ve bu fiilin, kendisinden kurtulmak için Allah'a sığınılması gereken korkunç bir yasak olduğuna işaret etmektedir. Bunun sebebi de, ancak, Hazret-i Yûsuf'un, Allah'ın (celle celâlühü) kendisine gösterdiği apaçık burhan sayesinde o fiili, gerçek hak olan son derece çirkin şekliyle görmesinden dolayıdır.

Hazret-i Yûsuf, Züleyha'nın, nefsinin kendisine o fiili güzel göstermesi sebebiyle kabul etmeyeceği sakınmanın gerçek sebebine dikkat çektikten sonra, "Zira senin kocan benim efendimdir; bana güzel davrandı (İnnehû rabbî ahsene mesvây)" cümlesiyle de, Züleyha için etkili olabilecek bazı haricî gerekçeler göstermektedir. Yani benim efendim olan kocan, o aziz; bana iyi davrandı; nitekim sana da bana iyi davranmanı emretti. O halde onun hareminde kendisine hıyanet ederek ona kötülük yapmam nasıl mümkün olur!

Hazret-i Yûsuf bu sözleri ile, Züleyha'nın da azizin hakkını en güzel şekilde gözetmesi gerektiğini anlatmak istemektedir.

Yahut, "Şüphesiz Allah (celle celâlühü) benim Rabbimdir; O, bana iyilik ihsan etmiştir. O halde ben, o büyük fuhşu işlemekle nasıl O'na isyan edebilirim" demektir. Buna göre bu sözler, Züleyha'yı Allah'ın (celle celâlühü) azabından sakındırmak anlamını ifade etmektedir.

Eler iki tefsire göre de, yalnız bu hâlin zikredilmesi ile iktifa edilerek bu hâlin, Züleyha'nın teklifinden sakınmayı gerektirdiğine temas edilmemesi, bu derece bir beyanın, o fiilin kendisi için imkânsız olduğu, vâki olacak bir şey olmadığı noktasında yeterli bir delâlet olduğunu zımnen bildirmek içindir.

C- "Şüphe yok ki zâlimler felâha ermezler "

cümlesi de, mezkûr sakınma için, birinci illetten sonra ikinci illettir.

Burada zâlimden murat, kim olursa olsun, zulmeden herkestir. Bu itibarla iyiliğe kötülükle karşılık verenler ve Allah'ın (celle celâlühü) emrine karşı gelenler de öncelikle buna dahildir.

Diğer bir görüşe göre ise, burada zâlim, zina edenlerdir; çünkü onlar hem kendi nefislerine, hem de ailesi ile zina ettikleri kimselere zulmetmektedirler.

23 ﴿