25

"İkisi de kapıya doğru koştular. Kadın onun gömleğini arkadan yırttı. Kapının yanında da kadının kocasına rastladılar. Kadın dedi ki:

- Senin ailene kötülük etmek isteyenin cezası, zindana atılmaktan veya elem verici bir işkenceden başka ne olabilir!"

A- "İkisi de kapıya doğru koştular."

Bu cümle, "Ant olsun ki, kadın ona azmetti..." cümlesiyle bağlantıkdır. Bundan sonra zikredilen "İşte böylece Biz..." cümlesi ise, bu iki cümle arasında bir ara cümlesi olup Hazret-i Yûsuf'un (aleyhisselâm) nezihliğini belirtmek için zikredilmiştir. Bu da, tıpkı "Ve böylece Biz, İbrâhîm'e göklerin ve yerin hükümranlığını gösteriyoruz" (En'âm 6/75) meâlindeki âyet kabilindendir.

Yani o kadın, Hazret-i Yûsuf (aleyhisselâm) ile beraber olmaya azmetti; Yûsuf ise kabul etmedi. İkisi de kapıya doğru koştular (Ve'stebekai-bâb). Yani dış kapıya doğru koştular; çünkü kurtuluş kapısı odur. İşte bundan dolayıdır ki, daha önce "kapılar" denildiği halde burada "kapı" denilmektedir.

Züleyha'nın maksadının Yûsuf'a engel olmak olduğu ve bunun için kapıya koşması gerekmediği halde onun için de bu ifade kullanılmış, zira Züleyha, Yûsuf'un, (aleyhisselâm) kendisinden kurtulmak için kapıya koştuğunu görünce, Yûsuf tan önce varıp onun kapıyı açarak dışarı çıkmasına engel olmak için o da kapıya koşmuştur. Yahut onun, Yûsuf'un arkasından koşması, mübalağa için böyle ifade edilmiştir.

"Kadın onun gömleğini arkadan yırttı" (Ve kaddet kamîsahû min dübürin).

Yani kadın, arkadan onun gömleğini çekti ve gömleği uzunluğuna yırtıldı.

Gömleği yırtma fiilinde Yûsuf’un (aleyhisselâm) direnme kuvvetinin etkisi de olduğu halde bu fiilin, yalnız Züleyha'ya isnat edilmesi, onun çekmesi, tam sebebin son parçası olduğu içindir, yahut Züleyha'nın, sevgiksini kaçırmamak için veya rezil olmak korkusuyla, Yûsuf’un (aleyhisselâm) dışarı çıkmasına engel olmak için fazlasıyla uğraştığını ve bütün gayretini harcadığını zımnen bildirmek içindir.

B- "Kapının yanında da kadının kocasına rastladılar."

Kadının efendisinin, Hazret-i Yûsuf (aleyhisselâm) üzerindeki mülkiyeti İslama göre sahih olmadığı için "İkisinin efendisi'5 denilmemiştir.

Bir görüşe göre, onunla yüz yüze karşılaştılar.

Bu kapı, daha önce de belirtıldiği gibi dış kapı idi.

Kâ'bü'l-ahbâr (radıyallahü anh) diyor ki: "Hazret-i Yûsuf, kaçmaya başlayınca, kiktler, dökülüp yere düşmeye başladılar; nihayet Hazret-i Yûsuf (aleyhisselâm), o kapıların hepsinden geçti."

C- "Kadın dedi ki:

- Senin ailene kötülük etmek isteyenin cezası, zindana atılmaktan veya elem verici bir işkenceden başka ne olabilir!"

Bu soru cümlesi olabildiği gibi, olumsuz cümle de olabilir. Yani senin ailenle zina gibi bir kötülük etmek isteyenin cezası, zindana atılmaktan veya elem verici bir işkenceden geçirilmekten başka bir şey değildir.

Denilmiştir ki, bu elem verici işkence, kamçılanmaktır.

Akıllara dehşet veren bu halde bile -zira kocası Aziz, Züleyha'yi şüphelendirici bir halde görmüştü- Züleyha öyle bir hileye başvurmuştu ki, iki gayesini de ifade ediyordu:

Biri, o hâlin zahirinden anlaşılan şüpheyi üstünden atmak; diğeri de, Yûsuf’u (aleyhisselâm) kendisine karşı koyup muradını vermemekten vazgeçirmek için kendi hilesinden ona korku, gözdağı vermek idi. O, Yûsuf'un (aleyhisselâm) rızasıyla muradına ermekten umudunu kesince, onu zorla elde etmek istiyordu.

Nitekim sonra şöyle demişti: "Yine ant olsun ki, eğer o kendisine emredeceğimi yapmazsa, mutlaka zindana atılacak ve elbette sürünenlerden olacaktır" (Yûsuf 12/32).

Sonra, Züleyha, bu sözleriyle, mezkûr girişimin, Yûsuf tan (aleyhisselâm) sâdır olduğunu, vukuunu haber vermeye ihtiyaç bile olmayan kesin bir olay olarak takdim etmekte ve asıl yapmak istediğinin, onun cezalandırılmasını sağlamak olduğunu ifade etmektedir. Bunun için de o ülkenin kanunlarına göre Yûsuf'a verilmesi gereken cezayı söylemektedir.

Züleyha'nın, "Senin ailene kötülük etmek isteyen" ifadesiyle faili müphem olarak ifade etmesi, kim olursa olsun, herkese mezkûr korkunç cezanın uygulandığını belirtmek içindir. Züleyha'nın, kendisini azizin ailesi unvanıyla ifade etmesi, vahametin büyüklüğünü göstermek ve azizi, öfke ve hamiyet saikasıyla, kastettiği cezayı gerçekleştirmeye kışkırtmak içindir.

25 ﴿