26"Yûsuf: Asıl kendisi benden murat almak istedi, dedi. Kadının yakınlarından biri de şöyle şahadet etti: Eğer gömleği önden yırtılmışsa, kadın doğrudur; Yûsuf ise yalancılardandır." A- "Yûsuf (aleyhisselâm): Asıl kendisi benden murat almak istedi, dedi." Hazret-i Yusuf (aleyhisselâm) dedi ki: "Onun iddia ettiği gibi ben ona kötü bir şey yapmak istemedim; o bana teklifte bulundu." Hazret-i Yusuf (aleyhisselâm), kendi nefsini, kendisine isnat edilen hıyanetten ve efendisine nankörlük etmekten tenzih etmek ve kadının kendisi için arz ettiği iki cezayı da defetmek için bunu söylemişti. B- "Kadının yakınlarından biri de şöyle şahadet etti: Eğer gömleği önden yirtikmışsa, kadın doğrudur; Yûsuf ise yalancılardandır." Bir görüşe göre, şahadette bulunan, Züleyha'nın amcasının oğlu ıdı. Ya da, kapıda kocasıyla beraber oturan kişi idi. Bu kişinin, hükümdarın zaman zaman bas vurup akıl danıştığı bir hakîm (hikmet ehli) olduğunu söyleyenler de vardır. Mümkündür ki, Züleyha'nın yakınlarından bazısı, kendisi farkında olmadan onun bu halini görmüş ve Yûsuf'un lehinde şahadette bulunması ve hakkı ifa etmesi için Allah (celle celâlühü) onların kalbine tesir etmiştir. Allah (celle celâlühü) bu şahadeti Züleyha'nın yakınlarından olan birine vermiş ki, bu şahadet, Yûsuf'un temizliğini ve bu töhmetten uzak olduğunu daha çok ifade etsin. Bir görüşe göre ise bu şahit, Züleyha'nın dayısının beşikte olan bir oğlu idi. Allah (celle celâlühü), Yûsuf’un (aleyhisselâm) suçsuzluğunu meydana çıkarmak için o sabiyi konuşturdu. En zahir olan görüş de budur. Zira rivâyet olunur ki, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: "Dört kişi bebek iken konuşmuşlardır: firavun'un kızı Maşita'nın oğlu, Yûsuf’un şahidi, Cüreyc'in şahidi ve İsâ (aleyhisselâm)." Bu hadisi, Hakîm, Ebû Hüreyre'den (radıyallahü anh) rivâyet etmiş ve Buhârî ile Müslim'in şartına göre sahih olduğunu söylemiştir. Burada şahidin, kadının yakınlarından olmasının belirtilmesi, olanı beyan etmek içindir. Zira bu meselede şahidin, kadının yakınlarından olması veya olmamasıyla bir şey değişmez. Züleyha, Yûsuf’un (aleyhisselâm), kendisine kötülük etmek istediğini sarahatle belirtmemişse de, onun kelâmı, açıkça buna delâlet ettiği için bu itibarla, ona doğruluk ve yalan isnat edilmiştir. Zira her ikisi de, kelâmı, lâfız itibarıyla söyledikleri gibi, gerektirdiği mânâ itibarıyla da söylemişlerdir. Bu şartlı kelâmın mukaddime cümlesi ile tâli cümlesi arasında akıl olarak da, âdet olarak da birbirine bağlılık (birinin, diğerini gerektirmesi) olmadığı için bu şahadetin bir değeri yoktur; bu, ancak daireyi genişletmek ve kısmen muhtemel olan bir seçeneği de kadına tanımak içindir. Eğer gömlek önden yırtılmış olsaydı, kadın, Yûsuf’un (aleyhisselâm), kendisiyle beraber olmak için üstünü karıştırıp açmasıyla kendini savunma hakkına sahip olurdu. Bu seçenek, asıl maksut olan ikinci şartlı kelâmdaki şahadetin ikamesi için, zahir ve galip olarak vald olan bir hal gibi kabul edilmiştir. |
﴾ 26 ﴿