30"Şehirde bir takım kadınlar dediler ki: - Azizin (vezirin) karısı, genç kölesinin nefsinden murat almak istiyormuş; Yûsuf'un sevdası onun yüreğine işlemiş. Biz, kadar, onu apaçık bir sapıklıkta görüyoruz." A- "Şehirde bir takım kadınlar dediler ki: -Azizin (vezirin) karısı, genç kölesinin nefsinden murat almak istiyormuş; Yûsuf'un sevdası onun yüreğine işlemiş." Bunlar beş kadındı: Sucunun karısı, ekmekçinin karısı, seyisin karısı, zindancının karısı, kapıcının karısı. Kadın ile azizin (vezirin) isimlerinin sarahatle zikredilmemesi, bazılarının dediği gibi, insanlar, ünlü kişilerin haberlerini dinlemeye daha çok meylettiklerinden dolayı, bu haberi daha fazla yaymamak içindir. Zira o kadınların maksatları, azizi rezil etmek değildi; fakat onu fazlaca ayıplamak, ayıplamayı ağırlaştırmak içindi. Zira evli olmayan kadınlar veya evli olup da kocaları yaşlı veya yetersiz olan kadınların, gençlerden ve özellikle ünlü kişilerden dost edinmeleri, bazı kimselerce mazur görülebilir. Fakat evli olan ve hem de Mısır Azizi gibi biriyle evli olan bir kadının, başkasından ve özellikle de kendi dengi olmayan kölesinden murat almak istemesi ve bunda ısrar etmesi, azgınlığın ve sapkınlığın son derecesidir. B- "Biz kadar onu apaçık bir sapıklıkta görüyoruz." Yani Azizin karısının, genç kölesine olan aşırı sevgisi ve ondan murat almak istemesi sebebi ile, biz onu, dürüstlükten ve doğruluktan, yahut akıl yolundan sapmış olarak görüyoruz; onun bu halinin sapkınlık olduğu herkesçe bilinmektedir. Bu cümle, kınama ve takbih ifade eden mezkur iki cümlenin mânâsını tespit ve o kadının büyük bir hata içinde olduğunu tescil etmektedir. O kadınlar, "Azizin karısı apaçık bir dalâlettedir" dememeleri, bu hükmün, kendilerinden bilgisizce sadır olmadığını, aksine düşünerek ve bilerek böyle hükmettiklerini bildirmek içindir. Ayrıca bu sözleri, kendilerinin bu gibi şeylerden münezzeh olduklarına işaret etmektedir. |
﴾ 30 ﴿