27"Kâfir olanlar diyorlar ki: - Ona Rabbinden bir mucize indirilmeli değil miydi? De kı: Şüphesiz Allah dilediğini saptırır; Kendisine yöneleni de hidâyete erdirir." A- "Kâfir olanlar diyorlar ki: Ona Rabbinden bir mucize indirilmeli değil mıydı?" Bu kâfirlerden murat, Mekke halkıdır. Onların böyle kâfir olarak ifade edilmeleri, onları zemmetmek ve bu söyledikeriyle küfürlerini tescil etmek içindir. Zira onların bu söyledikeri, kibir ve inadın en son mertebesielir. Onlara göre sanki Peygamberimize (sallallahü aleyhi ve sellem) indirilmiş olan o muazzam ve gayet açık mucizeler mucize değilmiş de, onlar, İlâhî hikmetin gerektirmediği ve gerçeklesmesinden sonra hiç kimsenin kabul etmemek gücü kalmayan bir takım fizik mucizeleri talep ettiler. İşte bundan dolayı onlara şöyle cevap verilmesi emi edilmiştir: B- " De ki: Şüphesiz Allah dilediğini, saptırır; Kendisine yöneleni de hidâyete erdirir." Allah'ın (celle celâlühü) bu dilemesi, onu gerektiren bir hikmetin sonucudur. Yani o kendi hür ihtiyarını tahsiline harcadığı için onda sapıklık yaratır ve onu o sapıklığın bataklığında bırakır. Çünkü Allah (celle celâlühü), ona lütûfkâr olmanın ve kendisini irşat etmenin, bir fayda vermeyeceğini bilmektedir. Yani ey Mekke kâfirleri! Kibir, inat, serkeşlik ve fesada batmak sıfatlarında sizin gibi olanlara bütün mucizeler gelse de, hidâyete, ermeleri mümkün değildir. Buradak hidâyet, yüce Allah'a eriştiren hidâyettir; yoksa Cenâb-ı Allah'a eriştiren yolu mutlak olarak göstermek değildir; çünkü o, hidâyete erenlere mahsus değildir. Bu ifadede hidâyet erenler için son derece büyük bir teşrif vardır. İn âb ede bulunmak, hakka yönelmek, nazil olan açık delillerin muhtevasını İyice tefekkür edip incelemektir. İnâbe kelimesinin asıl mânâsı, hayır nöbetine girmektir. Bu ifade, azgınlık ve inatlarını tamamen bırakmaları için kâfirlere büyük bir teşviktir. |
﴾ 27 ﴿