3

"Bütün övgüler O Allah'a mahsustur ki, kâfirleri, Kendisinden gelecek gayet çetin bir azap için uyarmak ve yararlı işler yapan mü'minlere, içinde temelli kalacakları güzel bir mükâfatı muhakkak elde edeceklerini müjdelemek ve "Allah evlat edindi" diyenleri de ikaz etmek için kuluna (Muhammed'e), kendisinde hiçbir eğrilik bulunmayan, dosdoğru bu Kitabı (Kur’ân'ı) indirmiştir."

A- " Bütün övgüler O Allah'a mahsustur kı, kuluna bu Kitabı indirmiştir."

Bütün övgüler o Allah'a (celle celâlühü) mahsustur ki, kulu Muhammed'e (sallallahü aleyhi ve sellem) bu mükemmel Kitabı Kur’ân'ı indirmiştir. Bu, öyle bir kitaptır ki, kemâl vasfıyla vasıflandırılmaya bile ihtiyacı yoktur. O, bütün semavî Kitaplar arasında el-Kitâb olarak, meşhurdur ve bu ismin kendisine tahsis edilmesine de layıktır.

Burada Kitap, Kur’ânin tamamından, yahut, o zamana değin nazil olan bölümlerden ibarettir. Nitekim daha önce de geçti.

Allah'ın böyle vasiflandırılmasi, övgülerin niçin O'na mahsus olduğunu zımnen bildirmek ve Kur’ânin yüce şanını belirtmek içindir. Şanı nasıl yüce olmasın ki, iki cihan saadetinin çarkı onun üzerinde dönmektedir.

Peygamberimizin (sallallahü aleyhi ve sellem), Allah'ın kulu olarak ifade edilmesi, onun, kulluğun en yüce mertebesine eriştiğini bildirmek, kendisini şereflendirmek içindir. Bir de Hıristiyanlar in Hazret-i İsa (aleyhisselâm) hakkındaki iddialarının aksine, elçinin, kendisim gönderenin kulu olması gerektiğini zımnen bildirmek içindir.

B- " Bu kitapta hiçbir eğrilik bulunmamaktadır."

Kur’ânin ifadelerinde hiçbir karışıldık ve mânâlarında bir çelişki, yahut hakka davetten sapma, yoktur.

C- " O kayyım (doğrultan) bir kitaptır."

Kur’ân, kulların dinî ve dünyevî maslahatlarını dosdoğru düzenleyen bir Kitaptır. Nitekim bu kelimeden sonra zikredilen uyarı ve müjdelemeden de bu mânâ anlaşılmaktadır. Şu halde Kur’ân, kemâl vasfıyla (kendisinde hiçbir eğrilik bulunmamak) vasıflandırıldıktan sonra burada tekmil (kemale erdirmek) vasfıyla vasıflandırılmaktadır. Yahut Kur’ânin kayyım olması, kendisinden önceki semavî Kitapların doğruluğuna şahit olması ve onların gözeticisi olmasıdır. Ya da kayyım dosdoğru, istikameti sonsuz demektir. Buna göre bu kelime ma-kabline tekittir.

D- " Kâfirleri, Kendisinden gelecek gayet çetin bir azap için uyarmak ve yararlı işler yapan mü’minlere, içinde temelli kalacakları güzel bir mükâfatı muhakkak elde edeceklerini müjdelemek ve "Allah evlat edindi" diyenleri de ikaz etmek için..."

Yararlı işler yapanlara mü'min olma şartının getirilmesi, amellerin kabule şâyân olması için, îmanın şart olduğunu bildirmeye yöneliktir.

Güzel mükâfattan murat, Cennet ve onun güzel nimetleridir.

Burada uyarmanın müjdelemekten önce zikredilmesi, kâfirleri, içinde bulundukları küfürden vazgeçirmeye son derece önem verildiğini göstermek içindir. Bir de kötü vasıflardan temizlemek, iyi vasıflarla donatmaktan önce gerçekleştiği içindir.

3 ﴿