5

"Ne onların (Allah evlat edindi diyenlerin), ne de atalarının buna dâir hiçbir bilgisi yoktur. Ağızlarından çıkan bu söz ne kadar da büyük oldu... (Ne kadar da büyük konuşuyorlar!) Onlar yalandan başka bir şey söylemiyorlar."

A- "Ne onların, ne de atalarının buna dâir hiçbir bilgisi yoktur"

Allah'ın evlât edindiğine dâir onların hiçbir bilgisi yoktur. Bu, malûmun veya imkânının tahkiki varken, onların bunun yolunu ihlâl ettikleri anlamında değil, haddi zatında bunun imkânsız olduğu anlamındadır. Keza, onların taklit ettikleri atalarının da buna dâir hiçbir bilgileri yoktur! Böylece hepsi cehalet ve dalâlet çölünde yollarını şaşırmışlardır.

Yahut bunun doğru mu, yoksa yanlış mı olduğuna dâir onların hiçbir bilgisi yoktur. Fakat onlar, bir fikir ve görüşe sahip olmaksızın, körlükten ve cehaletten bunu söylüyorlar. Nitekim diğer bir âyette de şöyle denilmektedir: "Onlar, bilgisizce O'na oğullar ve kızlar yakıştırdılar." (En'âm 6/100).

Yahut onların, söylediklerinin hakikatine ve ne kadar büyük bir şenaat olduğuna dâir hiçbir bilgileri yoktur. Nitekim diğer bir âyette şöyle dendin ektedir: "Rahman çocuk edindi, dediler. Gerçekten siz, pek çirkin bir şey ortaya attınız. Bundan dolayı neredeyse gökler çatlayacak; yer yarılacak; dağlar yıkılıp düşecektir." (Meryem 88-89) Bundan sonraki cümleye en uygun mâna budur.

B- " Ağızlarından çıkan bu söz ne büyük oldu?" (Ne kadar da büyük konuşuyorlar!)

Küfür ve iftira olarak onların ağızlarından çıkan bu söz, ne büyüktür, ne büyük konuşuyorlar. Çünkü onlar bu sözleriyle, Allah in Cenâb-ı Kibriyasına asla layık olmayan bir şeyi isnat ettiler.

C- " Onlar yalandan başka bir şey söylemiyorlar."

Onların bu konuda söyledikleri, doğruluk imkânı asla bulunmayan bir sözden ibarettir.

5 ﴿