9

"Ey Resûlüm! Yoksa Sen, Bizim âyetlerimizden (sadece) Kehf (mağara) ve Rakıym (kitabe) yaranının ibrete şayan olduklarını mı sandın?"

Bu hitap, Resûlüllah içindir; bundan murat ise, Peygamberimizin ümmetinin, bunca büyük âyetlerden sadece bunun ibrete şayan olduğunu sanmamalarıdır. Yani ey Peygamber! Yoksa sen, bunca âyetlerimiz ve ezcümle yeryüzündekileri anılan hikmete binaen ona süs yapmamız ve sonra da hiçbir şey yokmuş gibi hepsini kupkuru bir toprak haline getireceğimizi bildirmemiz karşısında Kehf ve Rakiym yaranının, uzun bir zaman yaşamalarını ibrete şayan bir âyet mi sandın? Bunların kıssası her ne kadar harikulade bir hâdise ise de, diğer büyük âyetlere göre ve ezcümle zikredilen Allah'ın (celle celâlühü) acayip yaratıkları karşısında, önemsiz bir hâdise sayılır.

Rakiym, Ashâb-ı Kehfin köpeğidir.

Bir görüşe göre Ashâb-ı Kehfin isimlerinin yazılıp mağaranın kapısına konulan kurşun veya taş bir levhadır. Bir başka görüşe göre, o mağaranın bulunduğu vadidir. Başka bir rivâyete göre rakiym, o mağaranın bulunduğu dağın adıdır.

Diğer bir görüşe göre ise, onların köyüdür. Öte yandan Ashâb-ı Kehfin mekânının Filistin'de değil, Ğadbân ile Eyle arasında olduğunu söyleyenler de vardır.

Rakıym adamlarının, Ashâb-ı Kehf ten ayrı üç kişi olduğu, bir mağaraya sığındıkları ve onlar içerdeyken mağaranın kapısının, bir kaya parçasıyla kapandığı, bunun üzerine her biri, amelinin en güzelini zikrederek onun hürmetine duâ ettiği ve sonunda kurtuldukları şeklindeki hikâyeleri, Buhârî ve Müslim'de anlatılmaktadır.

9 ﴿