13

"Resûlüm! Biz, onların başından geçenleri doğru olarak sana anlatıyoruz. Onlar, gerçekten Rablerine îman etmiş genç yiğitlerdi. Biz de onların hidâyetlerini arttırmıştık."

A- " Resûlüm! Biz, onların başından geçenleri doğru olarak sana anlatıyoruz."

Bu âyetten itibaren, "Hani o genç yiğitler mağaraya sığınmışlardı..." âyetinde mücmel olarak geçen kıssanın tafsilatı anlatılmaktadır,

Muhammed b. İshak b. Yesar, Ashâb-ı Kehf kıssasını şöyle anlatmaktadır:

" Zamanla İncil mensuplarının inançları karıştı; inançlarında büyük hatalar meydana geldi; hükümdarlar azmaya ve sonunda da putlara tapmaya ve bâtıl mabutlar için kurbanlar kesmeye başladılar. Dakyanus adındaki hükümdar ise, çok büyük azgınlık ve zulüm gösterdi; bütün ülkede eğlence ve fesadı yaygınlaştirdi ve kendisine muhalefet edip Mesih'in dînini yaşayanları da öldürmeye başladı. Dakyanus insanları, öldürülmek ile putlara tapmak gibi iki seçenek arasında bırakıyordu.

Böylece dünya hayatını tercih edenler, onun istediklerini yapmaya razı oluyordu; ebedî hayatı tercih edenlerse, öldürülüyor; uzuvları kesiliyor ve şehir surları ile kapılarına asılıyorlardı. O kentin eşrafından olan, yahut hükümdarın yakınları olan o gençler, bu durumu görünce, kendilerini namaz ve duaya verip Allah'a yalvarmaya başladılar. Onlar böyle ibadet ve duâ ile meşgul oldukları bir sırada zâlim hükümdarın adamları onları bastırdılar ve kendilerini hükümdarın huzuruna getirdiler. Hükümdar da, onlara söyleyeceklerim söyledi ve kendilerini öldürülmek ile putlara tapmak arasında muhayyer bıraktı.

O yiğit gençler:

" Bizim öyle bir İlâhımız vardır ki, O'nun azameti ve cebbarlığı, gökler ile yeri doldurmuştur. Biz O'ndan başkasına asla tapmayacağız ve bizi davet ettiğin şeyi asla kabul etmeyeceğiz. Artık sen ne yapacaksan yap."

Bunun üzerine hükümdar, onların üstündeki değerli elbiselerin (üniformaların) çıkarılmasını emretti ve onları huzurundan kovdu. Sonra da hükümdar bazı işleri için Ninova kentine gitti. Hareketinden önce de, kendi durumlarını iyice düşünmeleri için bu seferinden dönünceye kadar onlara mühlet verdiğini, kendi emrine uyarlarsa ne âlâ, uymazlarsa diğer Müslümanlara yaptığını onlara da yapacağını bildirdi.

Bunun üzerine bu gençler de dinlen için kaçıp sarp bir mağaraya sığınmaya karar verdiler. Her biri kendi evinden bir şeyler aldı. Aldıklarının da bir kısmını sadaka verdiler. Geri kalanı da azık olarak yanlarında götürdüler ve varıp o mağaraya sığındılar. Onlar mağarada gece gündüz namaz kılıyor ve ağlayıp inleyerek Allah'a (celle celâlühü) yalvarıyorlardı.

Yemek işlerini Yemlîhâ adındaki arkadaşlarına havale ettiler. Yemlîhâ da sabahları güzel elbiselerini çıkarıp miskinlerin elbisesini giydikten sonra kente gidiyor, onların ihtiyaçlarını satın alıyor ve şehirde dolaşan haberleri tecessüs ettikten sonra arkadaşlarının yanma dönüyordu.

Hükümdar seferinden dönünceye kadar onlar bu minval üzere hayatlarını sürdürdüler. Hükümdar dönünce, onların babalarını huzuruna celbetti. Babaları ise bu gençlerin kendilerine karşı gelip mallarını talan edip çarşılarda pazarlarda dağıttıktan sonra dağa kaçtıklarını söylemekle özürlerini beyan ettiler. Yemlîhâ bu kötü gelismeyi görünce, az bir yiyecekle, ağlayarak arkadaşlarının yanına döndü ve gördüğü korkunç hali onlara anlattı.

Onlar da Allah'a sığınmak üzere secdeye kapandılar. Sonra secdeden başlarını kaldırdılar ve oturup kendi durumlarını görüşmeye başladılar. İşte o anda Allah (celle celâlühü) onların kulaklarına perde vurdu. Onlar yiyecekleri başlarının ucunda olarak uykuya daldılar. Sonra Dakyanus, süvarileri ve yayalarıyla onları aramaya çıktı. Sonunda onları mağarada buldular. Hükümdar onların oradan çıkarılmalarını emretti. Fakat kimse o mağaraya giremedi.

Nihayet hükümdarın adamları, hiçbir çare bulamayınca, içlerinden biri hükümdara dedi ki:

" Sen bunları ele geçirseydin onları öldürmeyecek miydin?" dedi. Hükümdar da:

" Elbette öldüreceğim" dedi. O adam da dedi ki:

" Öyleyse mağaranın kapısını kapattır ve onları içerde bırak. Açlıktan ve susuzluktan ölsünler. Onların mağarası, onların mezarı olsun."

Hükümdar da öyle yaptı. Sonra işte bu âyetlerde anlatılanlar oldu.

B- " Onlar, gerçekten Rablerine îman etmiş genç yiğitlerdi. Biz de onların hidâyetlerini arttırmıştık."

Biz de onların üzerinde bulundukları dinde kendilerine sebat vermiş ve onlar için bu dinin gizli güz düklerini meydana çıkarmıştık.

13 ﴿