24

"İnşaallah / Allah dilerse demedikçe, sakın ben bunu yarın yaparım, deme! Unuttuğun zaman Rabbini an ve Rabbimin beni bundan daha yakın bir irşada erdirmesi umulur, de."

A- "İnşaallah / Allah dilerse demedikçe, sakın ben bunu yarın yaparım, deme!"

Burada "yarın"dan murat, mutlak olarak gelecek zamandır ve yarın da öncelikle buna dahif olmaktadır.

Zira bu âyetin nüzul sebebi şöyledir: Yahudiler, Kureyş'e dediler ki:

" Muhammed'e ruhu, Ashâb-ı Kehf'i ve Zülkarneyn'i sorun."

Onlar da, bunları Peygamberimize sordular. Peygamberimiz de, onlara:

" Yarın bana gelin; size haber vereceğim" buyurdu ve "İnşaallah!" demedi.

İşte bu sırada vahiy gecikti ve onlara karşı zor duruma düştü ve Kureyş, kendisini yalanladı.

Yani ey Peygamberim! Azmettiğin bir şey için, "İnşaallah/Allah dilerse" demedikçe, "Ben bunu gelecek bir zamanda mutlaka yapacağım!" Sakın deme!

Diğer bir görüşe göre ise, burada "Ancak İnşaallah/Allah dilerse" istisnası, ebedîlik anlamındadır. Yani hiçbir zaman bunu sakın söyleme! Demektir. Nitekim A'râf: 89. Âyette de bu istisna ebedîlik mânâsını bildirmektedir.

B- "Unuttuğun zaman Rabbini an ve Rabbimin beni bundan daha yakın bir irşada erdirmesi umulur, de."

Yani bir unutkanlık olarak "İnşaallah" demeyi unutursan, hatırladığında telâfi için "İnşaallah" de!

İbn Abbâs'tan (radıyallahü anh) rivâyet olunduğuna göre diyor ki:

"Azmettiği fiili gerçekleştirmedikçe, aradan bir sene de geçse, hatırladığında bunu telafi etmelidir." İşte bundan dolayıdır ki, İbn-i Abbâs'a göre istisnayı tehir etmek caizdir. Kamu Fıkıh âlimleri ise, bunun aksini söylüyorlar. Gerekçeleri de şudur:

Eğer istisnanın tehiri caiz olursa, hiçbir ikrar, talak (boşama) ve azat etmek akdi gerçekleşmez ve doğru ile yalan bilinmez.

Kurtubî diyor kı: "İstisnanın caiz olması, bereketlenme vesilesini telafi etmek ve günahtan kurtulmak için caizdir; hükümleri değiştiren istisna ise, ancak muttasıl (aralıksız) olursa geçerlidir."

Mâna şöyle de olabilir:

"İnşaallah" demeyi unuttuğun zaman, Rabbini tesbîh ve istiğfar ile an! Buna göre bu kelâm, "İnşaallah" demeye ziyadesiyle teşvik ifade etmektedir.

Yahut Rabbinin bazı emirlerini terk ettiğin zaman o'nu ve azabını an ki, onu telâfiye vesile olsun.

Yahut unutkanlık hak olursa, Rabbini an ki, unutulanı sana hatırlatsın.

Bu kelâm, unutulan namazın hatırlandığında eda edilmesi şeklinde de tefsir edilmiştir.

Ve de ki: Rabbimin beni, Ashâb-ı Kehf haberinden daha yakın ve açık olarak peygamberligime delâlet eden bir âyete muvaffak kılıp onu, insanlara irşat ve rehber kılması umulur.

Nitekim. Allah bu temenniyi gerçekleştirmiş ve tarihleri daha eski peygamberlerin kıssaları ile ilgili bilgiler ve kıyamete değin gelecek asırlarda olacak hâdiseler ile ilgili bilgiler gibi bundan daha büyük ve açık mucizeleri Peygamberimize vermiştir.

Yahut Rabbımin beni, unutulandan daha yakın bir irşada erdirmesi umulur, de! Demektir.

24 ﴿