26"Resûlüm! De ki, Onların ne kadar kaldıklarını en iyi bilen Allah'tır. Göklerin ve yerin gizli bilgisi O'na mahsustur. O'nun görmesi de, işitmesi de hayrete şayandır. İnsanların O'ndan başka velîleri yoktur. O, kendi hükmüne kimseyi ortak etmez." A- "Resûlüm! De ki, Onların ne kadar kaldıklarını en iyi bilen Allah'tır. Göklerin ve yerin gizli bilgisi O'na mahsustur. O'nun görmesi de, işitmesi de hayrete şayandır." Bu kelâm bize bildiriyor ki; Allah'ın (celle celâlühü), görülen ve işitilen varlıklar hakkındaki ilminin şanı, idrâk sahiplerinin idrâk kapasitesi dışında kalmaktadır; o'nun ilmi önünde hiçbir perde ve engel yoktur; o'nun ilmi, yoğun eşya ile yoğun olmayan eşyaya göre, küçük ve büyüğe göre, gizli ve açığa göre değişmez. Âyette, önce görmenin, zikredilmiş olması, sadedinde olduğumuz şeyin, görülenler kabilinden olmasından dolayı olmalıdır. B- "insanların O'ndan başka velîleri yoktur. O, kendi hükmüne kimseyi ortak etmez." Yani göklerin sakinleri ile yer sakinlerinin Allah'tan (celle celâlühü) Başka işlerini yönetecek ve müstakil olarak kendilerine yardım edecek velileri yoktur ve O, kendi hükmünde, yahut bilinmeyenlerle ilgili ilminde onlardan hiçbir kimseyi kendine ortak etmez ve müdahaleci yapmaz. |
﴾ 26 ﴿