29

"Ve de ki:

- Bu hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen îman etsin; dileyen inkâr etsin. Şüphe yok ki, Biz, zâlimlere öyle bir Cehennem hazırladık ki, onun duvarları, kendilerini çepeçevre kuşatmıştır.

"Su!" diye feryat ettikçe, erimiş bakır tortusu gibi yüzleri haşlayan bir su ile cevap verilir. Ne kötü içki ve ne berbat bir mekân!"

A- "Ve de ki: Bu hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen îman etsin; dileyen inkâr etsin."

Yani ey Resûlüm! O kötü arzularına uyan gafillere de ki: Bana vahiy edilen haktır; başka bir şey değildir ve bu, Rabbiniz tarafındandır; benim tarafımdan değildir ki, onu değiştirmem tasavvur edilebilsin veya ona uymakta tereddüt edilsin. Artık diğer dileyen, diğer mü’minler gibi hakikatte gerekçe teşkil etmeyen şeyleri gerekçe olarak ileri sürmeden imân etsin, dileyen de inkâr etsin.

Bu kelâm, (artik dileyen...) açıkça onlar için bir tehdittir ve onların îmanına ihtiyaç olmadığını, kendilerinin ve îmanlarının olup olmamasına aldırılmadığını bildirmektedir.

Bu cümle (artık dileyen...), söylenmesi emredilen şeylere dâhil olmayıp doğrudan doğruya Allah (celle celâlühü) tarafından bir tehdit de olabilir.

B- "Şüphe yok ki, Biz, zâlimlere, öyle bir Cehennem hazırladık kı, onun duvarları, kendilerini çepeçevre kuşatmıştır."

Bu kelâm, ağır bir azap vaadidir; mezkûr tehdide de tekittir ve onun ifade ettiği küfür zecrinin (küfürden caydırmanın) illetinin beyanıdır, yahut muhayyer bırakmanın zahirinden anlaşılan, onların küfrüne aldırmamanın ve kendilerini küfürden caydırmaya da pek önem verilmemesinin sebebini beyan etmektedir. Çünkü küfrün cezasını hazırlamak, kendilerine mühlet verilmesinin sebeplerindendir.

O kâfirlerin zâlim olarak ifade edilmeleri, küfrü tercih etmenin ve seçmenin haddi aşmak ve eşyanın yerini haksız olarak değiştirmek olduğuna dikkat çekmek içindir.

Sürâdık, çadır demektir. Onları kuşatan ateş, ona benzetilmiştir.

Bir görüşe göre sûrâdık, çadırın arkasındaki odadır.

Diğer bir görüşe göre de, Cehennemin dumanı demektir.

Başka bir görüşe göre de ateşten duvarlar demektir.

C- "Su!" diye feryat ettikçe, erimiş bakır tortusu gibi yüzleri haşlayan bir su ile cevap verilir. Ne kötü içki ve ne berbat bir mekân!"

Yani o zâlim kâfirler, Cehennemde "su!" Diye feryat edip yardım istedikçe, erimiş bakır tortusu, yahut kaynar zeytinyağı tortusu gibi, içilmek için yaklaştirılınca, şiddetli hararetiyle yüzleri haşlayan bir su kendilerine verilir.

Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurur ki: "Bu âyetin anlattığı su, kaynar zeytinyağının tortusu gibidir. Ağza yaklaştırılınca, yüzün derisi dökülür."

29 ﴿