42

"Derken onun serveti felâketle kuşatılıp yok edildi. O da bağı uğruna harcadığı para ve emeklerden ötürü ellerini ovuşturmaya başladı. Bağın dalları da (çöken) çardakları üstüne çökmüştü.

O zaman: "Ah, keşke ben Rabbime hiçbir ortak koşmasaydım!" diyordu."

A- Derken onun serveti felâketle kuşatılıp yok edildi. O da bağı uğruna harcadığı para ve emeklerden ötürü ellerini ovuşturmaya başladı.

Yani onun malûm iki bağı ile içindekiler felâketle kuşatılıp yok edildi. O da bağların îman için harcadığı para ve emeklere pişman olup bunun ifadesi olarak ellerini ovuşturmaya başladı.

Her halde pişmanlığın, o anda yok olan bağa değil de, harcadıklarına tahsis edilmesi, pişmanlık, ihtiyari fiillerden dolayı duyulduğu içindir. Bir de, bağların îman için harcadıkları, felâketlerden korunması mümkün olan mallardan olduğu halde, faydalarını görmek umuduyla onları bağların bakımı için harcamış ve harcadıklarının boşa gitmeyeceğini düşünmüştü. İşte bundan dolayı "Hiçbir zaman bunun yok olacağını sanmıyorum" demişti. Fakat ne zaman ki, bağlarının da yok olabileceği ortaya çıktı, işte o zaman daha önceki boş iddiasına binaen, saklanması mümkün olan mallarını böyle çabuk yok olabilen bağlarına harcadığına pişman oldu.

B- "Bağın dalları da (çöken) çardakları üstüne çökmüştü."

Yani felâkete maruz kalan bağın dalları da, daha önce çökmüş olan çardakların üstüne çökmüştü.

Burada hurma ve ekinlerin durumu zikredilmeyip bağın durumu zikre tahsis edilmiş, çünkü asıl umde odur; hurma ile ekin onun tamamlayıcılarıdır. Yahut bunun zikredilmesi, diğerlerinin zikrine ihtiyaç bırakmaz; Çünkü bağ çardaklarla tahkim edilmişken onun yok olması, diğerlerinin önceden yok olması demektir. Yahut bağların imarı için yapılan harcama daha fazla olduğu içindir.

Deniliyor ki, Allah (celle celâlühü), o bağların üzerine ateş yağdırdı da, ateş hepsini yaktı ve akan ırmakları da dibe çekilip yok oldu.

C- "O zaman: "Ah, keşke ben Rabbime hiçbir ortak koşmasaydım!" diyordu."

Sanki o, kardeşinin kendisine verdiği öğüdü hatırlamış ve uğradığı felâketin sebebinin kendi şirki (Allah'a ortak koşması) olduğunu anlamış da bunun için, müşrik olmayıp da bu musibete duçar olmamayı temenni etmiştir. Onun bu sözlerinin, şirkten tevbe ve taksiratına pişmanlık anlamında olması da muhtemeldir.

42 ﴿