44

"İşte orada velayet (hâkimiyet), yalnız, Hak olan Allah'a mahsustur. O'nun mükâfatı da, sonucu da en hayırlı olandır."

Yani işte o makamda ve o halde yardım, yalnız Allah'a mahsustur; başka bir kimse buna muktedir olamaz. Yahut anılan misalde kâfire karşı onun mü’min kardeşine yardım ettiği gibi, her zaman kâfirlere karşı mü’minlere yardım edecektir. Nitekim "Onun mükâfatı da, sonucu da en hayırlı olandır" cümlesi de bu tefsiri desteklemektedir. Yani Allah'ın (celle celâlühü) dostlarına bahşedeceği mükâfat ve akıbet, en hayırlı olanıdır.

Mezkûr "velayet" kelimesi, "vilâyet" olarak da okunmuştur. Buna göre, "hâkimiyet ve saltanat", yegâne Allah'ındır; O, mağlup olamaz ve kimse o'na engel olamaz. Yahut başkasına ibâdet edilemez.

Nitekim diğer bir âyette de şöyle denilmektedir:

" Gemiye, bindikleri zaman, dini yalnız Allah'a tahsis ederek o'na yalvarırlar." (Ankebût: 65) Bu görüşe, göre, bu kelâm, onun, "Keşke Allah'a ortak koşmasaydım!" Sözünün, başına gelen musibetten dolayı, kendi kendine bir şikâyet ve çırpmış anlamında olduğuna dikkat çekmektedir. Nitekim diğer bir âyette de şöyle denilmektedir:

"Şimdi mi? Halbuki sen daha önce isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun." (Yûnus: 91)

Diğer bir görüşe göre ise, âyetteki "İşte orada" işareti, âhirete işarettir. Nitekim diğer bir âyette de şöyle denilmektedir: "Bugün hükümranlık kimindir? Kahhâr ve tek olan Allah'ındır." (Gafir: 16)

44 ﴿