60"Bir zaman Mûsâ, genç adamına demişti ki: " İki denizin kavşağına varıncaya kadar durmadan gideceğim, yahut uzan zaman yürüyeceğim." Hazret-i Mûsâ'nın bu genç adamı, Yûş' bin Nûn bin Efrâyim bin Yûsuf'tur (aleyhisselâm). Ona Fetâ denilmiş, çünkü o, Hazret-i Mûsâ ile birlikte kalıyor ve ona hizmet ediyordu. Diğer bir görüşe göre ise, Hazret-i Yûşa', Hazret-i Mûsa'dan ilim öğreniyordu ve öğrenci yaşlı da olsa ona Fetâ denilir. Öyle anlaşılıyor ki, her ümmet için tayin edilmiş bir buluşma zamanı olduğu beyan edildikten sonra bu kıssanın hatırlatılması, kıssadaki mülakat (karşılaşma) yerinin ve zamanının hatırlatılması içindir. Ayrıca bu kıssada başka büyük faydalar da vardır. İki denizin kavşağı, Fars ve Rûm denizlerinin birleştiği boğazın doğu sahilidir. Diğer bir görüşe göre ise, Tanca kentinin bulunduğu yerdir. Bir diğer görüşe göre ise, bu denizler, Ermenistan'daki Ker ve Res Denizleri'dır. Başka bir görüşe göre ise, bu denizler Afrika'dadır. Âyetin metnindeki Hukub, yıl, seksen yıl ve ebedî mânâlarına gelmektedir. Âyette anlatılan bu yolculuğun asıl sebebi: Kıp tilerin (Fir’avun ordusunun) helakinden sonra Mûsâ (aleyhisselâm), İsrail Oğullarıyla beraber Mısır'a yerleşip oraya tamamen hâkim olunca, Allah (celle celâlühü), ona, kendi kavmine Allah'ın nimetini hamlatmasını emir buyurdu. Bunun üzerine Hazret-i Mûsâ, kavmini toplayıp onlara öyle hârika bir hutbe okudu ki, hepsinin kalbi etkilendi ve gözlerinden yaşlar aktı. O zaman kavmi, kendisine: " İnsanların en büyük âlimi kimdir?" diye sordular. Hazret-i Mûsâ da: "Benim!" dedi. Bunun üzerine Allah (celle celâlühü), ilim mercii, olarak Kendisini göstermediği için onu kınadı ve ona şöyle vahiy buyurdu: " Hayır! Senden daha büyük âlim bir kulum var; o, iki denizin birleştiği yerde bulunmaktadır; adı Hızır'dır (aleyhisselâm)." Hızır (aleyhisselâm), Mûsa'dan (aleyhisselâm) önce hükümdar Efrîzûn zamanında ve Zülkarnenyn'den az sonra yaşamış ve Hazret-i Mûsâ zamanına kadar da hayatta kalmıştı. Diğer bir görüşe göre ise, Hazret-i Mûsâ, Rabbine: " Hangi kulunu en çok seviyorsun?" diye sordu. Allah da: " Beni zikreden ve Beni hiç unutmayanı..." diye cevap verdi. Hazret-i Mûsâ: " Hangi kulun en iyi hâkimdir?" diye sordu. Allah (celle celâlühü) da: " Hak ile hükmeden ve kötü arzularına uymayan hâkimdir" buyurdu. Hazret-i Mûsâ: " Ey Rabbim! Hangi kulun en büyük âlimdir?" diye sordu. Allah (celle celâlühü) da şöyle cevap vereh: " Kendi ilmine ilâve olarak insanlardan da ilim öğrenen kimsedir. Umulur ki, insanlardan öğrendiği bir kelime, onu hidâyete götürür veya onu tehlikeden döndürür." O zaman Hazret-i Mûsâ: " Ey Rabbim! Eğer kulların içinde benden daha âlimi varsa, onu bana göster!" dedi. Allah (celle celâlühü) da: " Hızır, senden daha bilgilidir" buyurdu. Hazret-i Mûsâ: " Ben onu nerede bulabilirim?" diye sordu. Allah (celle celâlühü) da: " Deniz sahilinde o kayanın yanında..." buyurdu. Hazret-i Mûsâ: " Ey Rabbim! Sahilin orasını nasıl bulabilirim?" dedi. Allah (celle celâlühü) da buyurdu ki: " Bir balığı bir sepete koyarsın. Onu kayıp ettiğin yerde Hızır'ı bulursun." Hazret-i Mûsâ da, bir balık alıp bir sepete koydu. Yola koyulduktan sonra yanındaki gence dedi ki: " Balığı kayıp ettiğin zaman bana haber ver!" Sonra ikisi, birlikle yollarına devam ettiler... |
﴾ 60 ﴿