41"Onlar o mü’minlerdir ki, eğer kendilerine yeryüzünde iktidar verirsek, namazı gereğince kılarlar; zekâtı verirler; iyiliği emrederler ve kötülükten alıkoyarlar. Zaten bütün işlerin sonu yalnız Allah'a varır." A- "Onlar o mü’minlerdir ki, eğer kendilerine yeryüzünde iktidar verirsek, namazı gereğince kılarlar; zekâti verirler; iyiliği emrederler ve kötülükten alıkoyarlar." Allah yurtlarından çıkarılanlara iktidar ve hâkimiyet dizgini verdiği zaman onların gösterecekleri güzel hal ve hareketleri belirterek kendilerine ikramı en anlamlı ve güzel şekilde vaat etmektedir. Hazret-i Osman'dan rivâyet olunduğuna göre şöyle demiştir: "Vallahi, bu ilâhî kelâm, imtihandan önce metih ile senadır." Hazret-i Osman (radıyallahü anh) demek istiyor ki, onlar, yaptıkları hayırları gerçekleştirmeden önce kendilerini övmüştür. Bu âyet, Hulefâ-ı Râşidîn'in idarelerinin sıhhatine delildir. Zira Allah (celle celâlühü), yeryüzünde iktidar ve nüfuz ile âdil idare, onlardan başka diğer Muhacirlere vermemiştir. Ensâr Müslümanlar ile Mekke fethinde Müslüman olanlar ise, âyetin konusu olan Müslümanlara dâhil değillerdir. Hasen El- Basrî'den rivâyet olunduğuna göre şöyle demiştir: "Bu âyete konu olanlar, genelde Hazreti Muhammed’in (sallallahü aleyhi ve sellem) ümmetidir." B- "Zaten bütün işlerin sonu yalnız Allah'a varır." Zira bütün işlerin yegâne mercii Allah'ın (celle celâlühü) hüküm ve takdiridir. Bu cümle. Allah'ın (celle celâlühü), dostlarını gâlip kılmak kelâmını yüceltmek vaadini tekit etmektedir. |
﴾ 41 ﴿