44Medyen ashabı da peygamberlerini yalanlamışlardı. Mûsâ da yalanlanmıştı." Bu kelâm, Resûlüllah'a düşmanlık eden kâfirleri helâk etmeyi vaat ederek onu teselli etmekte ve "Yemin olsun ki, Allah, Kendisine yardım edenlere mutlaka yardım edecektir." âyetinde vaat edilen yardımın da keyfiyetini tayın etmekte ve bütün işlerin akıbetlerinin Kendisine döneceğini beyan etmektedir. Yani ey Resûlüm! Eğer onların seni yalan saymalarına üzülüyor s an, bil kı, bunda sen yalnız değilsin. Zira senin kavminin sem yalanlamalarından önce Nûh kavmi de, Âd Kavmi de, Semûd Kavmi de, İbrâhîm kavmi de, Lût kavmi de, Medyen yaranı da, adları zikredilen ve edilmeyen peygamberlerini yalanlamışlardı. Âyet de bu kısımlar hazfedilmiş, çünkü maksat gayet açıktır. Yahut maksat yalanlama fiilinin kendisidir. Âyette Hazret-i Mûsâ hakkında üslûp değiştirilip "Mûsâ da yalanlanmıştı" denilmesi, Hazret-i Mûsâ'nın kavmi İsrail Oğulları olup onlar ise, kendisini yalanlamadıkları, kendisini yalanlayanların Kıbtî'ler oldukları için değildir. Zira bu gerekçe, onların "Mûsâ'nın kavmi" unvanıyla zikredilmemelerini gerektirir; başka bir unvanla da zikredilmemelerini gerektirmez. Kaldı ki israil Oğulları da defalarca kendisini yalanlamışlardı. Nitekim "Biz, Allah'ı apaçık görmedikçe sana asla îman etmeyeceğiz!" gibi âyet-i kerimelerde bu husus anlatılmaktadır. Hayır! Hazret-i Mûsâ hakkında bu değişik, ifadenin kullanılması şu gerçeği, bildirmek içindir: Onların Hazret-i Mûsâ'yi yalanlamaları son derece çirkin idi. Zira onun mucizeleri gayet açik idi. B- "İşte Ben o kâfirlere mühlet verdim; sonra kendilerini yakaladım." Yani Ben, onların ecel ipleri kopuncaya kadar kendilerine mühlet verdim ve verdiğim mühlet süresi sona erince de o fırkaların hepsini teker teker yakaladım. C- "işte Benim inkârım nasilmış!" Yani onları helâk etmek olan inkârım nasilmış! Bu, son derece korkunç ve fecî olmuştur. |
﴾ 44 ﴿