48

"Nice memleket(ler) vardır ki, zulmedip dururlarken onlara mühlet vermişimdir. Sonra onları yakalamışımdır. Zaten son gidiş ancak Banadır."

A- "Nice memleket(ler) vardır ki, zulmedip dururlarken onlara mühlet vermişimdir. Sonra onları yakalamışımdır."

İşte bu âyet de, mezkûr "İşte Ben, o kâfirlere mühlet verdim; sonra kendilerini yakaladım." âyeti gibi sarih olarak ifade ediyor ki, burada kastedilen, onlara uzun zaman mühlet verdikten sonra dünyada onları yakalamaktır.

Yani nice memleketler halkı var ki, Ben, bu insanlara mühlet verdiğim gibi onlara da mühlet vermiştim de, nihayet bu insanlar gibi onlar da, kendilerine vaat edilen azabı inkâr ettiler ve peygamberleriyle alay etmek için o azabı acele istediler.

"Onlar zulmedip dururlarken" cümlesi, Allah'ın son derece Halîm olduğunu ifade etmekte ve o acele edenlerin zulmünü tariz yolu ile bildirmektedir. Yani Biz, onlara mühlet verdik; Halbuki bu kâfirler gibi onların zulmü de, cezalarının acilen verilmesini gerektiriyordu. Ama Ben, onlara uzun mühlet verdikten sonra azap ve ceza ile onları yakalamışımdır.

B- "Zaten son gidiş ancak Banadır, "

Bu cümle, makabk için açıklayıcı bir zeyil mahiyetinde olup tariz yoluyla ifade edilen o acelecilerin işlerinin sonunun, bu çetin yakalayış olacağını sarih olarak ifade etmektedir. Yani hepsi, sonunda yalnız Benim hükmüme döneceklerdir; ne müstakil olarak, ne de müşterek olarak hiçbir kimsenin bunda müdâhalesi asla olmayacaktır. O zaman Ben, onların amellerine uygun olan muameleyi kendilerine yapacağım.

48 ﴿