67

"Biz, her ümmet için, uygulamakta oldukları bir şeriat kilmışızdır. Artık onlar bu işte seninle sakın çekişmesinler. Sen, Rabbine davet etmene bak. Çünkü hiç şüphesiz sen dosdoğru bir yoldasın."

A- "Biz, her ümmet için, uygulamakta oldukları bir şeriat kilmışızdır."

Yani Biz, her ümmet için belli bir şeriat belirlemişizdir. Öyle ki, her ümmet, kendi şerîat'ini bırakıp ne müstakil olarak, ne de müşterek olarak başkasının şerîat'ini uygulayamaz. İşte Mûsâ'nın gönderilmesinden İsa'nın (aleyhisselâm) gönderilmesine kadar olan ümmetin şerîaü Tevrat'tır; bu ümmet yalnız onu uygulamakta ve onun hükümleriyle amel etmektedir; başka ümmetler, Tevrat ile amel edemezler. İsa'nın (aleyhisselâm) gönderilmesinden Peygamberimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) gönderilmesine kadar olan ümmetin şeriati ise İncil'dir; yalnız bu ümmet, İncil'i uygular ve onun hükümleriyle amel eder; başkaları onunla amel edemezler. Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) gönderildiğinde mevcut olan insanlar ile onlardan sonra kıyamete kadar gelecek olan insanlar, bir tek ümmettir; onların şeriati de Kur’ân'dır. Nitekim "Sizden her bir ümmet için bir şeriat ve din yolu kılmışızdır." âyetinin tefsirinde izahı geçti.

B- "Artık onlar bu işte seninle sakın çekişmesinler."

Zira Allah'ın her bir ümmet için ve ezcümle bu ümmet için müstakil bir şeriat tayin ettik; hiçbir ümmet, kendisi için tayin edilmiş olan şeriati bırakıp başka bir şerîati uygulayamaz, işte bu hakikat, bu ümmetin Resûlüllah'a (sallallahü aleyhi ve sellem) itaat etmesini ve kendi şerîatlerinin, ataları için tayin edilmiş olan Tevrat ve İncil olduğu iddiasıyla, din işlerinde sakın seninle çekişmesinler. Zira Tevrat ile İncil, onların hükümlerinin kaldırılmasından önceki geçmiş ümmetlerin şeriatleridir. Bu ümmet ise müstakil bir ümmet olup şeriati, yalnız şanlı Kur’ân'dır.

Âyetin olumsuz emri (çekişmesinler), gerçek mânasında olabildiği gibi, kinaye olarak, Peygamberimizin (sallallahü aleyhi ve sellem), mezkûr iddialarına binaen olan çekişmelerine aldırmaması anlamında da olabilir. Peygamberimizin (sallallahü aleyhi ve sellem), onlarla çekişmemesi anlamında izahına ise, makam müsait değildir.

Âyette zikredilen çekişmenin konusu, mezkûr husustur. Bu çekişme konusunu, Huzaî'lerin ve başkalarının: "Size ne oluyor ki, kendi öldürdüğünüz (boğazladığınız) hayvanların etlerini yiyorsunuz da, Allah'ın öldürdüğü (kendi kendine ölen) hayvanların etlerini yemiyorsunuz?" şeklinde Müslümanlara söylediklerine tahsis etmeye ise asla imkân yoktur.

Zira bu İzah, ölü hayvan etini yemek ve dinlerındekı diğer bâtıl şeyleri, Allah'ın bazı ümmetler için meşru kıldığı hususlardan sayılmasını gerektirmektedir. Halbuki bunun gerçek dışı olduğunda hiçbir akıl sahibi şüphe etmez.

C- "Sen, Rabbine davet etmene bak. Çünkü hiç şüphesiz sen dosdoğru bir yoldasın."

Yani Ey Resûlüm! Sen onları, yahut onların da öncekide dâhil oldukları bütün insanları, şerîatlerinde beyan edildiği veçhile Rabbinin tevhidine ve ibâdetine davet et. Çünkü hiç şüphesiz sen, hakka ulaştıran dosdoğru yoldasın.

Bu dosdoğru yoldan murat, din ve şerîattir, yahut delilleridir.

67 ﴿