11"Ey Resûlüm! Hani Rabbin, Mûsa'ya: "O zâlimler güruhuna, Fir’avun'un kavmine git!" diye seslenmişti." Daha önce o kâfirlerin, müşahede etmekte oldukları kâinat âyetlerinden yüz çevirdikleri beyan edildikten sonra bu kelâm da, makablinde geçen ve onların, kendilerine gelen bütün vahiy âyetlerinden yüz çevirmelerini ve onları yalanlamalarını izah etmektedir. Yani ey Resûlüm! İçinde bulundukları tekzipten kendilerini caydırmak ve kendileri gibi zâlim tekzipçilerin başına gelenlerden onlari sakındırmak için, âyetlerimizden yüz çevirip onları tekzip eden kimselere o vakti anlat ki, Allah (celle celâlühü), Hazret-i Mûsa'ya nida etmişti ve onu tekziplerinden dolayı Fir’avun kavminin başına gelenleri sen kendi kavminin kâfirlerine anlat. Neticede onların, kendilerine gelen âyetlere îman etmeyeceklerini göreceksin demektir. Ancak bu hakikatin anlaşılması, yalnız, bunların hâlini onlara kıyas etmekle, değil. Fakat kendileri gibi eski kavimlerin kıssasını ifâde eden vahyi işittikten sonra da onların ısrarlarını görmek ve bundan ibret almamalariyla daha açık ortaya çıkacaktır. Nitekim her kıssadan sonra "Hiç şüphesiz bunda büyük bir ibret vardır. Ama onların çoğu mü’min değildir.") ifâdesinin tekrarı da buna işaret etmektedir. Fir’avun kavminin zâlim olması, küfürleri, günahları, İsrâiloğullarını köle edinmeleri ve onların erkek çocuklarını öldürmeleri gibi cürümleri sebebiyle idi. Hazret-i Mûsa'ya Rabbinin nidasının basında söylenen bu değil, fakat Tâ-hâ sûresinde: "Şüphesiz ki ben, senin Rabbinim..." âyetinden "Sana büyük âyetlerimizi göstermek için..." âyetine kadar anlatılanlardır. Bir kıssa içinde geçen kelâmların değişik ibareler ve farklı üsluplarla anlatılmasının tahkiki, A'raf sûresinin başında "Bana bak! dedi..." âyetinin tefsirinde geçti. Âyette, "O zâlimler kavmi/güruh" ifâdesinden sonra "Fir’avun kavmi" denilmesi, bu kavmin zulümde artık özel isim gibi olduğunu, sanki zâlimler kavminin mânâsının ve tercümesinin Fir’avun kavmi, olduğunu bildirmek içindir. Âyette, "Fir’avun kavmi" denilmesiyle iktifa edilmesi ve kendisinin de zikredilmemesi, Fir’avun'un, meşhur olduğu üzere, bu hükme ilk dâhil olan kişi olduğunu bildirmek içindir. Hâlâ sakınmayacaklar mı? Hazret-i Mûsa'nın uyarı için gönderilmesinden sonra bunun zikredilmesi, onların zulümdeki taşkınlığından ve düşmanlıktald aşırdıklarından taaccüp ettirmek içindir. "Hâlâ sakınmayacaklar mı?" Diğer bir kırâete göre bu fiil hitap kipi ile olup hâlâ sakınmayacak mısınız? demektir. Buna göre bu ifâde, onlar için ziyadesiyle ilâhî gazap bildirmektedir. Şöyle ki, sanki onların zulmünün zikredilmesi, onların şifahî hitabinâ yol açmıştır. Onlar o zaman her ne kadar gaip iseler de, kendilerine gönderilen peygamberin kelâmında hazır gibi kabul edilmişlerdir. Zira bunu kendilerine tebliğ edecek olan, peygamberleridir ve peygamberlerine duyurmak, onlara duyurmanın başlangıcıdır. Bir de, bu, iyice tefekkür edenler için takvaya ziyadesiyle teşvik ifâde etmektedir. |
﴾ 11 ﴿