29"Fir’avun dedi ki: "Yemin olsun ki, benden başka bir ilah edinirsen, hiç şüphesiz seni o zindana atılmışlardan ederim!" Lânetli Fir’avun, Hazret-i Mûsa'nın, üstün hikmetler esası üzerine kurulmuş olan sözlerini işitince ve davasını sürdürmekteki şiddetli hazmını, kuvvetli azmini ve münazarada mağlup olacak kimselerden olmadığını görünce, insaflı konuşmayı bırakıp zulüm ve gaddarlık tarafına yönelerek sual ve cevapta içinde gizlediğini böyle açıkladı. Fir’avun, bu sözleriyle, Hazret-i Mûsa'nın, peygamberlik davasından vazgeçmesi ve kendisine dokunmamasıyla da tatmin olmayacağını bildiriyor ve kendisini ilah edinmesini teklif ediyor. Çünkü o, ilâhlık iddiasında bulunacak kadar dalâlet ve azgınlığın son haddine varmıştı. İşte Fir’avun’un bu sizleri de sarih olarak bildiriyor ki, birinci cevabınclaki taaccüp, taaccüp ettirmesi ve ikinci cevapta da Hazret-i Mûsa'ya delilik isnâd etmesi, ilâhlığı kendisinden başkasına isnâd etmesinden dolayı idi. Diğer bir görüşe göre ise, Fir’avun'un suali, Hazret-i Mûsa'yı elçi olarak gönderenin hakikatini anlamak içindi ve onun cevabından taaccüp etmesi de, ilah için yaptığı vasıflandırmanın kendisine mutabakat etmediği içindi. Çünkü Hazret-i Mûsâ, gerçek ilahın ahvalini anlatıyordu. Ancak ne Kelâm-ı Kerîmin ifâdesi, ne de Fir’avun’un hak ve sözleri bu görüşe müsait değildir. Fir’avun'un, "Seni o zindana atılmışlardan ederim" demekle, Hazret-i Mûsa'nın da bildiği belli zindan mahkûmlarını kastetmektedir. Nitekim Fir’avun, onlari derin bir çukura atıp ölüme terk ediyordu. |
﴾ 29 ﴿