<3 style="text-indent: 33pt; line-height: 19pt; margin: 7pt" dir="ltr" align="justify"> 47

"O zaman, sihirbazlar hemen secdeye kapandılar.

"Mûsa'nın ve Harun'un Rabbi olan Âlemlerin Rabbine îman ettik" dediler.

Yani o sihirbazlar, o manzarayı gördükten sonra hiç gecikmeksizin ve tereddüt etmeksizin, kendilerine mâlik olmayarak ve sanki gayri ihtiyari bir kuvvetle buna itiliyorlarmış gibi hemen secdeye kapandılar. Çünkü onlar, böyle, bir şeyin sihrin sınırları dışında olduğunu, bunun İlâhî bir iş olup Hazret-i Mûsa'yı tasdik için onun eliyle zahir olduğunu kesin olarak anlamışlardı.

Bu âyet de delâlet ediyor ki, sihirbazların himmetiyle gerçekleşebilecek en son şey, göz boy ayıcılık, tezvir ve ask olmayan hayak göstermektir.

Âyette, Âlemlerin Rabbinin, Mûsa'nın ve Harun'un Rabbi olarak izah edilmesi; ondan, Fir’avun'un kastedildiği vehmini bertaraf etmek içindir. Çünkü Fir’avun'un cahil kavmi, kendisini ilah olarak vasıflandırıyordu. Bir de Allah'a îman etmelerini gerektiren şeyin, Hazret-i Mûsâ ile Harun'un eliyle izhar buyurduğu kahredici mucize olduğunu zımnen bildirmek için.

47 ﴿