49"Fir’avun dedi ki: "Ben size izin vermeden ona îman ettiniz ha! Hiç şüphesiz sîze büyüyü öğreten büyüğünüzmüş o! Şimdi siz gerçekten anlayacaksınız; yemin olsun ki ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim ve yine yemin olsun ki hepinizi astıracağım!" Fir’avun’un, "Ben size izin vermeden" demesi, onun bu izni vermesi, mümkün olduğu ve beklendiği anlamında değildir. Yani Mûsâ, size büyüyü, öğreten büyüğünüzmüş; onun için aranızda muvazaa yaptınız. Yahut Mûsâ, sihrin bir kısmını öğretmiş, bir kısmım da öğretmemiş; onun için size gâlip geldi. Fir’avun'un bundan maksadı, kavminin kafasını karıştırmak idi. Ta ki, kavmi, sihirbazların, basiretli olarak ve hal zuhur ettiği için îman ettiklerine inanmasınlar. Âyetteki, "Yemin olsun ki..." yemininden sonra gelen kısım, Fir’avun’un, "Şimdi siz gerçekten anlayacaksınız" sözleriyle vaad ettiği cezanın izahıdır. Yani siz şimdi, yaptıklarınızın vebalini anlayacaksınız. |
﴾ 49 ﴿