8

"Ta ki, Allah, doğruculara doğruluklarından sorsun! O kâfirlere de dayanılmaz bir azap hazırlamıştır. "

A- "Tâ ki, Allah, doğruculara doğruluklarından sorsun!"

Yani Allah, bunu yapmıştır ki, kıyamet günü bunu Peygamberlere sorsun.

Bu doğruculardan murat peygamberlerdir. Onların bu vasıfla zikredilmeleri Peygamberlerin, kendilerine sorulan hususlarda doğrucu olduklarım baştan bildirmek içindir. Onlara sorulması, bunu gerektiren bir hikmete binaendir.

Yani ta ki, Allah, ahitlerine sadık kalan Peygamberlere, kavimlerine söylediklerini yahut Peygamberlerine îman etmemiş olan kavimlerini susturmak için, onların, Peygamberi tasdiklerini sorsun. Nitekim bir âyette şöyle denilmektedir: "Allah'ın, Peygamberleri toplayıp da" size ne cevap verildi? "diyeceği gün..."

Yahut ta ki, Allah, Peygamberleri tasdik edenlere tasdiklerini sorsun! Zira doğrucuyu tasdik eden de doğrucudur ve onun tasdiki de doğruluktur.

Bir görüşe göre ise, yani ta ki, Allah, ahdine sadık kalan mü’minlere, kendi nefislerine şahadet ettirirken, onların ahitlerine olan sadakatlerini sorsun! Ancak Peygamberlerin ahdini hatırlatma makamı, bu mânâya engeldir.

B- "O kâfirlere de dayanılmaz bir azap hazırlamıştır."

Bu cümle de, mukadder olan "Allah, bunu yapmıştır" cümlesine atıftır, yoksa kimilerin dediği gibi, "biz, Peygamberlerden ahitlerini almıştık..." cümlesine atıf değildir. Bu atfı, "Peygamberlerin gönderilmesi ve onlardan ahit alınması, mü’minleri mükâfatlandırmak içindir" şeklinde izah etmek, yahut "mânâ şöyledir: Allah'ın, Peygamberlerden, kendi dinine davet etmelerini kuvvetle istemesi, mü’minleri mükâfatlandırmak içindir" şeklinde izah etmek, pek açık bir zorlamadır, ilâve olarak da, bu izah, kâfirler için dayanılmaz azap olduğunu zikretmenin, bizzat maksut olmadığı sonucuna varır, Evet, "ta ki., Allah, doğruculara doğruluklarından sorsun!" Cümlesinin delâlet ettiği cümleye atıf edilmesi caizdir. Yani böylece Allah, mü’minleri mükâfatlandırmış ve kâfirler için de dayanılmaz bir azap hazırlamıştır.

8 ﴿