14

"Eğer evlerinin her yanından üzerlerine gelinip de, küfre dönmeleri istenseydi, mutlaka dönerlerdi ve bu dönmeyi ancak pek az geciktirirlerdi."

Yani eğer evlerimiz savunmasızdır, diye izin isteyenlerin evleri, gerçekten tamamıyla savunmasız olup isteyen her soyguncu ve bozguncunun onlara girmesine açık olsaydı, sonra, şu anda kendilerinden istenen îman ve itaat yerine, bu korkunç durum karşısında başkaları tarafından, irtidat ve küfre dönmeleri istenseydi, karşi karşıya bulundukları büyük felakete ve dağınık saldırıya aldırmadan mutlaka küfre dönerlerdi ve bu dönmeyi, ancak bu sual ve cevabin sığabileceği bir zaman geciktirirlerdi; şimdi yaptıkları gibi, evleri selamette olduğu halde, evlerinin her tehlikeye, açık olduğu gerekçesiyle hiç meşgul olmazlardı.

Diğer bir görüşe göre ise, yani onlar küfre döndükten, sonra Medine'de ancak az bir zaman kalırlardı. Ancak bu makama uygun olan, birinci görüştür.

Onlarin evlerine girmeleri tarz edilen kimselerin, o müttefik düşman ordularının askerleri ile izah edilmesi, "üzerlerine gelinip..." ifâdesinde fitin meçhul bırakılması suretiyle biidirilen umumîlik mânâsına ters düştüğü gibi, aynı zamanda bu izah, gerçek durumu bir nevi değiştirmek olur. Zira malûmun olduğu üzere kelâm-ı kerimin siyakı şu gerçeği bildirmek içindir: onlar, hakka davet edildiklerinde, geçersiz gerekçeler ileri sürerler; bâtıla davet edildiklerinde ise, onları hiçbir engel alıkoymadan, öncelikle ona koşarlar. Buna göre, mezkûr askerlerin onların üzerine girmesi ve küfür davetinin başka bir taifeye isnat edilmesi, isabetten pek uzaktır. Çünkü din düşmanlığı ile bilmen, mü’minlerle bilfiil savaşan, haktan yüz çevirmekte ısrarlı olan ve küfür ile dalâlete ciddiyetle davet eden anılan askerlerdir, (bu itibarla mezkûr küfür davetinin, başka bir taifeye isnat edilmesi isâbeth değildir.)

14 ﴿