32"Sonra o kitaba, kullarımızdan seçtiğimiz kimseleri vâris kıldık. İste onlardan kendisine yazık eden de var; onlardan ortalama giden de var ve onlardan Allah'ın izniyle hayırlarda yarış eden de vardır, işte bu, büyük faziletin ta kendisidir." A- "Sonra o kitaba, kullarımızdan seçtiğimiz kimseleri vâris kıldık." Seçilen kimselerden murat, sahabe ve onlardan sonra gelip onların yolundan giden bu ümmetin âlimleridir. Yahut bu ümmetin tamamıdır. Zira Allah, bu ümmeti diğer ümmetlerden üstün ve diğer insanlara şahit olmaları için onları mutedil bir ümmet İvilmiş ve Peygamberlerin en büyüğü olan Peygamberimize ümmet olmak şerefini onlara tahsis buyurmuştur. Bu kitaba vâris kılınmaları, onların bu kitabın hakkını gözetmelerini zorunlu kılmaz. Nitekim bir âyette şöyle denilmektedir. "Onların ardından da şu değersiz dünya malım alıp nasıl olsa bağışlanacağız, diyerek kitaba vâris olan bir takını kimseler geldi." (A'raf: 169) B- "işte onlardan kendisine yazık eden de var; onlardan ortalama giden de var ve onlardan Allah'ın izniyle hayırlarda yarış eden de vardır. İşte bu, büyük faziletin ta kendisidir." Yani onlardan kimi var ki, onlar ilâhî marifette taksirat sahibidir. Bunlar, Allah'ın emirlerini tehir edenlerdir. Onlardan öyleleri de var ki, çoğu zaman Allah'ın emirlerine uyuyorlar; fakat kötü hallerden de tamamen uzak kalmıyorlar. Onlardan öyleleri de var ki, Allah'ın buyruğuyla hayırlarda yarış ederler. Deniliyor ki, bunlar, Muhacir ve Ensar'dan ilk müslümanlardır. Diğer bir görüşe göre ise bunlar, ilim, amel ve talim (başkasına da öğretmek) olarak, Allah'ın vacip emirlerini yerine gedrmeye müdavim olanlardır. Âyette "Allah'ın izniyle", yani Allah'ın müyesser ve muvaffak kılmasıyla, denilmesi, bu mertebeye erişmenin zor olduğuna dikkat çekmek içindir. Diğer bir görüşe göre İse, kendisine yazık, zulüm eden, cahil kimse demektir; ortalama giden (muktesit) de, öğrenen kimse demektir; hayırlar yarışında önde giden de âlim kimse demektir. Bir diğer görüşe göre İse, âyetteki zâlim, mücrim demektir; muktesit (ortalama giden) iyi amellere kötü amelleri de karıştıran kimse demektir; yarışta önde giden de, hayırları çok ağır basıp kötülüklerine kefaret olan kimsedir, işte Peygamberimizin şu hadisinin mânâsı da budur: "Önde gidenler var ya, işte onlar, Cennete girecekler ve orada rızkları hesapsız olarak verilecek. Muktesit olanlar (ortalama gidenler) de var ya, işte onlar da, kolay bir hesap görecekler. Kendi nefislerine zulmedenler de var ya, işte onlar da, mahşer boyunca hapsedilecekler, sonra Allah, rahmetıyle onları karşılayacaktır." (Ahmed b. Hanbel Müsnedi: 5/198) Rivâyet olunuyor ki, Hazret-i Ömer, minberde dedi ki: "Resûlüllah buyurdu ki: Bizim önde gidenlerimiz, önden Cennete gidenlerdir. Bizim muktesıderimiz de, kurtulurlar. Bizim ümmetin zâlimleri (kendi nefislerine yazık edenleri) de, sonunda bağışlanacaktır." C- "İşte bu, büyük faziletin ta kendisidir." Yani hayırlar yarışında önde gitmek, Allah'ın büyük lûtfunün ta kendisidir; ancak Allah'ın tevfîkiyle ona erişilmektedir. |
﴾ 32 ﴿