9"De ki: Ben, peygamberlerden ilk gelen değilim. Ben, bana da, size de ne yapılacak bilmiyorum. Ben ancak bana vahiy edilene uyarım. Zaten ben ancak apaçık bir uyarıcıyım." A- "De kı: Ben, peygamberlerden ilk gelen değilim." Kâfirler, inat ve tekebbür göstererek, Peygamberimizden çok acayip mucizeler göstermesini istiyorlardı ve gaipleri ona soruyorlardı. İşte bundan dolayı Peygamberimize emredildi ki, onlara desin ki; ben, peygamberlerden ilk gelen değdim; onların muktedir olmadıkları şeylere ben de muktedir değilim ki, sizin her istediğiniz mucizeyi göstereyim ve sorduğunuz her gaipten haber vereyim. Zîrâ benden önceki peygamberler de, ancak Allah'ın onlara verdiği mucizeleri gösteriyorlar ve ancak kendilerine vahiy edilen şeyleri haber veriyorlardı. B- "Ben, bana da, size de ne yapılacak bilmiyorum." Yani gelecek zamanda bana da, size de Allah'ın hangi fiili isabet edecek ve hangi hükmünü icra edecek bilmiyorum. Hasen-ı Basrî'den rivâyet olunduğuna göre diyor ki: "Yani dünyada benim işlerim ile sizin işlerinizin sonu neye varacak bilmiyorum." İbn Abbâs'tan (radıyallahü anh) rivâyet olunduğuna göre diyor ki: "Yani âhirette bana ne yapacak ve size ne yapacak bilmiyorum, " Ve İbn Abbâs diyor ki: "Bu âyet, Allah, senin geçmiş günahlarım da, gelecek günahlarını da bağışlamak için..." (Fetih: 2) âyeti, ile nesli edilmiştir." Diğer bir görüşe göre ise, Peygamberimizin bilmedikleri, tafsilat ve ayrıntılar olabilir. Ancak zikredilen nüzul sebebine en zahir ve en muvafık olan mânâ, peygamberin bilmediği şeylerin, âhirette olacak hâdiseler değil, dünya hâdiseleri ile vakaları gibi bilinmesi peygamberlik vazifelerinden olmayan şeyler olarak yorumlanmasıdır. Zîrâ uhrevî hâdiselerin bilinmesi, peygamberlik vazifelerindendir. Ve âhirette mü’minler ile kâfirler hakkında yapılacak muamelenin tafsilatı hakkında vahiy vârid olmuştur. Böyle biline! Kelbî'den rivâyet olunduğuna göre, müşriklerin baskı ve eziyetlerinden bunalan Peygamberimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) ashabı, ona: "Ya Resûlallah! Daha ne zamânâ kadar bu halimiz devam edecek? "diye sordular. Peygamberimiz de buyurdu ki.: "İleride bana da ne yapılacağını bilmiyorum, size de!.. Ben, Mekke'de mi bırakılacağım, yoksa hurmalıkları ve ağaçları bol bir yere çıkmakla mı emir olunacağını? O yer, rüyamda bana gösterildi." A- "Ben ancak bana vahiy edilene uyarım.. Zaten ben ancak apaçık bir uyarıcıyım." Bu, müşriklerin, hakkında vahiy bulunmayan gaipleri haber vermeyi Peygamberimizden istemelerine cevaptır. Diğer bir görüşe göre ise, müslümanların, müşriklerin eziyetinden kurtulmak için acele etmelerine cevaptır. Ancak birinci görüş, "Zaten ben ancak apaçık bir uyarıcıyım" cümlesine daha uygundur. Yani ben, ancak bana vahiy edildiği gibi sizi Allah'ın (celle celâlühü) azabı ile uyarıyorum ve benim uyarım (peygamberhğim), parlak mucizeler sayesinde apaçıktır. |
﴾ 9 ﴿