25"O rüzgâr, Rabbinin buyruğu ile her şeyi (canlarını ve mallarını) yok eder. Nihayet sabahladıklarında evlerinin harabelerinden başka bir şey görülmez oldu. İşte Biz, mücrimleri böyle cezalandırırız, " Bu kıssanın tafsilatı A'raf sûresinde geçti. Rivâyet olunuyor ki, bu hâdisede esen fırtına, çadırları ve mahfeleri gök yüzüne öyle savurup uzaklara atıyordu ki, nihayet bunlar, bir çekirge kadar görünüyorlardı. Demliyor ki, ilk önce bu azabı gören bir kadın oldu. Bu kadın diyor ki; öyle bir rüzgâr gördüm ki, içinde ateş alevleri gibi alevler vardı. Rivâyet olunuyor ki, bunun azap olduğunu ilk anlamaları şöyle oldu: Bir baktılar ki, esen şiddetli fırtınadan, dışarıda bulunan eşyaları ve hayvanları havada uçuyorlar. Bunun üzerine hemen evlerine girip kapılarını kapattılar. Fakat şiddetli rüzgârlar, kapıları yıkıp onları yerden yere vurmaya başladı. Sonra Allah (celle celâlühü), kum yığınlarını onların üstüne sürükledi. Böylece onlar, yedi gece, sekiz gün kumların altında kalıp inlediler. Sonra rüzgârlar, bu kumları kaldırdı ve onları denize fırlatü. Rivâyet olunuyor ki, Hazret-i Hûd, bu rüzgârı hisseder, etmez bir pınar çevresinde, kendisi ve mü’minler için bir yer belirledi. İbn Abbâs'tan (radıyallahü anh) rivâyet olunduğuna göre, bu felakette Hazret-i Hûd ile yanındakiler, etrafı çevrili bir yere çekildiler. Burada rüzgârlar, onlara yumuşak ve tatlı bir esinti şeklinde isabet ediyordu. Diğer yerlerde ise develerin semerlerini havaya savuruyordu ve fırlattığı taşlar, insanların kafalarını kırıyordu. |
﴾ 25 ﴿