26

"Yemin olsun ki, onlara, size vermediğimiz imkânları vermiştik. Onlara kulaklar, gözler ve kalpler vermiştik. Fakat kulakları da, gözleri de, kalpleri de kendilerine hiçbir fayda sağlamadı. Zira onlar, Allah'ın âyetlerini bile, bile inkâr ediyorlardı. Ve alay edip durdukları şey (istihza olarak, acele gelmesini istedikleri azap) kendilerini sarıverdi."

A- "Yemin olsun ki, onlara, size vermediğimiz imkânları vermiştik."

Yani size vermediğimiz geniş mâlî ve bedenî imkânlar, uzun ömürler ve diğer tasarruf unsurlarını onlara vermiştik. Nitekim diğer bir âyette de şöyle denilmektedir: "Görmediler mi ki, onlardan önce yeryüzünde size vermediğimiz imkânları kendilerine verdiğimiz... nice nesilleri helâk ettik."

B- "Onlara kulaklar, gözler ve kalpler vermiştik. Fakat kulakları da, gözleri de, kalpleri de kendilerine hiçbir fayda sağlamadı. Zira onlar, Allah'ın âyetlerini bile, bile inkâr ediyorlardı. Ve alay edip durdukları şey (istihza olarak, acele gelmesini istedikleri azap) kendilerini sarıverdi."

Yani yaratılış gayelerine uygun olarak kuüanrnaları ve her biriyle, bilinmesi kendisine bağlı olan çeşitli nimetleri anlamaları, bunları, bu nimetleri bahşeden Allah'ın yüce şânlarına delil olarak kullanmaları ve onların şükrüne devam etmeleri için kulaklar, gözler ve kalpler vermiştik.

Fakat onlar, kulaklarını vahyi ve peygamberlerini öğütlerini dinlemekte kullanmadılar; gözlerini de, bu kâinatın sayfalarına yazdmış olan kevnî âyetleri görmek için açmadılar ve kalplerini de Allah'ın marifeti için kullanmadılar, işte bundan dolayı da bu değerli uzuvları, kendilerine hiçbir fayda sağlamamıştır.

26 ﴿