29

"Ey Peygamberim! Hani cinlerden bir topluluğu, Kur’ân'ı dinlemeleri için sana yöneltmiştik. Nihayet Kur’ân'ı (yahut Kur’ân'ı okuyan Resûlüllah'ı) dinlemeye hazır olduklarında birbirlerine: "Susun, dinleyelim!" demişlerdi. Kur’ân'ın okunması bitince de, uyarıcılar olarak kavimlerine dönmüşlerdi."

Rivâyet olunuyor ki, önceleri cinler, melekleri dinleyip olacak hâdiseler hakkında bilgi edinmek için semaya yükselip kulak hırsızlığı yapıyorlardı. Sonra bu cinler, ateş alevleriyle kovalanıp sema onlardan korununca, dediler ki; bu, olsa, olsa, yeni bir peygamber için böyle olmaktadır. Bunun üzerine Nusaybin veya Ninova cinlerinin eşrafından yedi veya altı kişi, bu yeni peygamberi araştırmak üzere yola çıktılar. (Cinlerin reislerinden) Zevbea da bunlar içinde bulunuyordu. Nihayet Hicaz'daki Tihâme'ye, sonra oradan da Vâdinahle'ye vardılar. Orada Resûlüllah'ı, gece namaz kılarken, yahut sabah namazında buldular ve okuduğu Kur’ân'ı dinlediler. Bu hâdise, Peygamberimizin, (peygamberliğin onuncu yılında) Taif dönüşü vuku bulmuşta.

Said b. Cübeyr'den rivâyet olunduğuna göre diyor ki: "Resûlüllah, cinlere Kur’ân okumadı ve onları hiç görmedi. Ancak Peygamberimiz, namazında Kur’ân okurken cinler, onun yanından geçtiler ve durup Kur’ân'ı dinlediler. Peygamberimiz ise, hiç bunun farkında olmadı; ancak Allah cinlerin, kendisini dinlediklerini ona bildirdi."

Diğer bir görüşe göre ise, Allah (celle celâlühü), Peygamberimize (sallallahü aleyhi ve sellem), cinleri, de uyarmasını ve onlara da Kur’ân okumasını emir buyurdu da, cinlerin temsilcüeri olan bir topluluğu ona yönlendirdi. İşte bu sırada bir gün Peygamberimiz, Ashab'a hitaben buyurdu ki: "Bu gece cinlere Kur’ân okumam bana emredildi; kim benimle gelecek!" Peygamberimiz, bu sözünü üç kez tekrarladığı halde huzurda bulunanlar, başlarını önlerine eğdiler; yalnız Abdullah b. Mes'ûd, geleceğini söyledi. Abdullah diyor ki: "Resûlüllah ile birlikte yola çıktık. Nihayet Mekke'nin üst kısımlarında denilen bir yere vardık. Orada Resûlüllah, yerde bana bir çizgi çizdi ve bana: "Ben, senin yanma dönünceye kadar çizginin dışına çıkma!" buyurdu. Sonra Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), Kur’ân okumaya başladı. Bu sırada çok gürültü duydum ve Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) için endişe etmeye başladım. Bu sırada Resûlüllah'ın etrafını pek çok karaltı sardı ve artık onu göremez oldum. Hattâ Resülullah'ın sesini artık duyamıyordum. Sonra bulut parçaları gibi ayrılıp gittiler. Sonra Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), yanıma döndüğünde bana: "Sen bir şey gördün mü?" dedi. Ben de: "Kara adamlar gördüm; beyaz giysilere bürünmüşlerdi" dedim. Resûlüllah: "İşte onlar, Nusaybin cinleri idi; sayıları da on iki bin idi." buyurdu. Resûlüllah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) okuduğu sûre de Alak sûresi idi."

29 ﴿