17

"Yine yemin olsun ki, biz, bu Kur’ân'ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Fakat öğüt alan var mı!"

"Yine yemin olsun ki, biz, bu Kur’âni öğüt alınsın diye kolaylaştırdık."

Bu yemin cümlesi, "Yemin olsun ki, onlara, kötülükten caydıracak nice önemli haberler gelmiştir. Bu büyük bir hikmettir. Fakat uyarıcıların uyarmaları onlara fayda vermiyor."âyetlerinin mefhumunun izahı olarak, bu sûrede zikredilen dört kıssanın sonunda zikredilmektedir. Ayrıca bu tekrarlar, bu dört kıssanın her birinin, öğüt almayı gerektirmek konusunda müstakil olduklarına, kötülüklerden caydırıcı olmak hususunda her birinin yeterli olduğuna, bununla beraber hiçbirinden de ders alınmadığına dikkat çekmektedir.

Yani Allah'a yemin olsun ki, biz, bu Kur’âni senin kavmin için kolaylaştırdık; nitekim onu, kavminin dili ile indirdik; onu, çeşitli öğütler ve ibretlerle doldurduk ve onda mükâfat ve ceza vaatlerini tekrar tekrar anlattık.

Bu âyette ifâde edilen kolaylaştırmayı, ifâdelerinin mükemmeliyeti, lâfız ve ibarelerinin pek tatlı olması sebebiyle Kur’ânin hıfzedilmesinin pek kolaylaştırılmış olduğu anlamına hamletmek, bu makarna müsait değildir.

B- "Fakat öğüt alan var mı!"

Bu ifâde, bundan gereği gibi ibret alınmadığını en mükemmel şekilde bildirmektedir. Zîra bu kelam, hiç kimsenin bu soruya, evet! diye cevap veremeyeceğini belirtmektedir.

17 ﴿